FATMA ZEHRA AKYİĞİT

Ne kadar kaçmak istese de tutup getiriyor dualar insanı. Kimin amini değdi hayatına o an, bilemezsin. Kalmak istersin her şeye rağmen. Gitmek yorar, yaşamak istersin öleceğin topraklarda, mezarın hangi toprakta bilemezsin, doğduğun memleketi özlersin.

Tam memlekete dönmeye niyetlendiğin sırada yeni gurbetler görünür ufukta. Hayır mıdır şer mi bilemez, sürüklenirsin bazen, bazen de direnirsin neye karşı durduğunu bile fark edemeden.

Vazgeçmek mi devam etmek mi? Neye? Hangi yoldan? Yolculuk nereye?

Biraz ayrımlardan, biraz dostluktan, biraz bozuk (!) psikolojimizden, biraz vatan-daş(lığ)ımızdan, biraz insan(lığ)ımızdan, biraz toprağımızdan, dualarımızdan… bahsedeceğim. Hepsi biraz hayatımızın parçası işte. Hadi muhabbetleşelim.

Sakal aşağı mahalle, bıyık yukarı cadde… Dar sokak lambalarına pervaneler, rengarenk ışıklandırmalı reklam panolarına kanatlı böcekler… Taşlı patikaların terlisi, asfaltların emeklisi, kaldırımların dertlisi, elit sözlerin kerli ferlisi, türkülerin bam teli…

Hep bir keşmekeşe dahil eden görünmez kastlar…

Düşünceler diyorum, duygular falan… İnsanın zihninde konuşup duran türlü cevapların, türlü savunucuları türlü sorgucuları var. Öyle değil mi? Kimi altı şapka kimi bilmem kaç renk, kimi yedi N iki K… Hangisini atacaksın bir köşeye terapist, diye sorası geliyor insanın. Siyah şapkalı beyefendi, kırmızı kurdelalı kız çocuğu, kimim sorusu diline pirsing ergen, neden, nasıl?…

Çoklu Sorgusuzluk Bozukluğu teşhisi mi koysak hayatımıza? Ya da insanca anlam arayışlarına dahi sendrom deyip bassak mı ilacı, kimilerinin zehrine panzehir olacak zihinlerimize?

Hadi ama gayet de iyiyiz, yapmayın böyle! Mantığın kurallarını baştan çözeriz her tefekkürle birlikte kafamızda. Lügatimizde kelimeler mutasyon geçirir de yazarız, okunmaz, o derece… Gönül dağlarımıza “emanet” edilmiş nidamızla yankırız kulaklara. Yüreğimizle dinleriz, milyon dolarlık kliplerin bile ulaşamayacağı sırlı frekansları.

İnsanız nihayet. Ben siyah şapkayım bir başkamız mavi belki. Ben ağlarım bir dost teselli eder diğeri yol yordam gösterir öteki güldürür… Ne diyeceksin? Depresif, nevrotik, histerik…

Ya nefs muhasebemiz on beş günden fazla sürüyorsa? Hasta mıyız hepimiz?

Ne kadar kaçmak istese de tutup getiriyor dualar insanı. Kimin amini değdi hayatına o an, bilemezsin.

Yazıya başlarken, hatırladınız… Kaçmak isteyen hangimiz? Hangimizin yanık duası yoldaş oldu yanımıza düşerken ya da yükselirken? Bilebilir misiniz?

Ayırmalarına izin vermeyelim diyorum bizi de hüzün ve neşelerimiz gibi. Unutmayalım memleketimizin ne tarlasını ne raylarını. Hatırlayalım yılkı atlarını da, tramvaylarını da yollarımızın. Robot ablalar abiler dünyamıza iniş yapmadan, gelin tanış olalım, dost olalım, kardeş olalım da hayır dualar edelim birbirimize.

Tam memlekete dönmeye niyetlendiğin sırada yeni gurbetler görünür ufukta.

Hatırladınız, başta… Memleketimiz olsun vatanımızın her karış toprağı. Rengini kaybetmiş şapkaya bir başka şapkanın mekânı gurbet olmasın… Aynı toprağın bağrında yetişen buğdayların ekmeğiyle büyüdük. Şehit kanıyla sulanmış toprakların bağrında…

Gitmek yorar, yaşamak istersin öleceğin topraklarda, mezarın hangi toprakta bilemezsin, doğduğun memleketi özlersin.

Başta… Aramızdan, gidenlerimiz dönenlerimiz eksik olmadı hiç, olmayacak da belli ki. Hem, bazen kaçıp gitmek bazen yaşamak isteyeceğiz bu nefsin imtihan sebebi esaret zinciri boynumuzda olduğu sürece, o da belli. Nefeslerimiz sayılı malum, ölüm hak… Kimimiz kızıl toprak altına kimimiz mavi deniz nazarına kimimiz ap ak karlar üstüne, kimimiz öyle kibirli pisi pisine tepelerdeki merdivenlerden aşağı…

Diyorum ki, hani kalp evlerimiz kabirlere benzemesin. Sevelim birbirimizi, affedelim… Elimizden tutalım. Misafir olalım dualarımızla birbirimizin hayatına dokunalım menfaatsizce. İhtiyacımız var buna. Sonra hasta diyorlar yalnızlara, hasta diyorlar içinde kalmışlara, dışlanmışlara, yolda kalmışlara…

Vazgeçmek mi devam etmek mi? Neye? Hangi yoldan? Yolculuk nereye?

…Arayanlara…


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin