FATMA ZEHRA AKYİĞİT

Farzet ki gökyüzü puslu bir ayna ve gözlerin yağmur buğusuna bulanmış bir pencere. Seyrediyorsun, kimliğini. Hisli görünüyorsun fakat aslında hiçbir şey hissedemeyişin hüzünlendiriyor seni. Rüzgâr buzdan bir bıçak gibi  kesiyor kirpiklerini, yanağındaki nem üşüyor. Gri tonlu sisler doluşuyor saçlarının arasına. Kurtlar uğulduyor uzaklarda. Sesleri ürpertiyor içindeki histerik kuşların. Gördüğün her şey dalgalanıp dağılıyor buluta dönüşen deniz gibi.

Kimsin? Yeni yetişen çocuklar gibi soruyorsun geçmişe. Cevap bile veriyorsun müneccim gibi geleceğe fakat farz et ki şimdi, yaşamıyorsun. Kan çekiliyor damarlarından cansız bir beden yansıyor göğe. Karanlık sızıyor gözlerinden içeri ve sen bir rüya görüyorsun ki öylesine berrak ve hoş. Ansızın bir kâbus gibi çöküyor güneş üstüne, uyanıyorsun ki dünya öylesine leş…

Kimsin? Nefsin mi?


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin