FATMA ZEHRA AKYİĞİT

Bir teline dokunsan yeter bazı enstrumanların, dinlesen, o telde aslında sakladığı neleri söyler nağmelerce.

Fakat diğer tellerine de dokunuldukça bir şarkıya dönüşür söyledikleriyle söyleyecekleri. Bu onun tamamlanma yoludur.

Sonra sorsan, o bam teline dokunulduğunda şakıdığın nağmeleri anımsıyor musun?

Hatırlamaz! Zira şarkı söylemek kulağa hoş gelir, bam telini hatırlamak boş…

“Şarkı artık tamam olduysa, ta baştaki sözlerin notalarını tek tek saymanın ne anlamı var. Onlar artık olması gerektiği yerde meleke haline geldi. Biz şarkımızı söyleyelim” der. Haklı da.

Fakat gönül ister ki enstruman, o bam telindeki nağmeleri görmezden gelmesin. Farkında olarak söylesin şarkısını.

Aslında doğru yapıyor enstruman. Her şeyi tek tek, aynı anda hatırlasa, şarkı söylemek çok zor olurdu. Hele ki bam telindeki nağmeleri…

Gönül isterken bazen bencil olabiliyor belli ki. Hem şarkıyı hem içtenliği dinlemek istiyor.


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin