Soğuk kasım akşamı
Ezilenlerin eve gidiş telaşı
Soğuk, yüzlerde keskin acı
Üç beş genç sarmaş dolaş ilerde
Biraz sitem biraz öfke işçinin gözlerinde
Yaşamadı hiç öyle hep bir mücadele
Biliyor ömrü tükenecek direnmekle
Bulanık karelerle hatırlıyor yıllar önceydi
Akşam üzeri postayla gelmişti kazandı belgesi
Abiler, komşu, baba sevinmişti en çok da annesi
Sigarasını yaktı küfrederek sildi kareleri
Eve daha çok var
Bacakları taşıyamıyor bedenini
Soğuk kaldırımlara oturdu
Yüzünü nasırlı ellerine koydu
Dilinde kaldırımlar şiiri mırıldanarak
Cebindeki üç kuruşu saydı ağlayarak
Haftalar var maaşına bağırdı kendine: Kalk!
Yari uzaklarda, yol parası maaşının yarısı
Gidememek, özlemek, gidememek hep sancı
Sevdi, çok sevdi sevilmeden sevmeyi öğrendi
Fayda etmez ölürken tövbe, ninesi böyle derdi
Veda vakti sevilmek gibi, gitme demek gibi
Öğrendi
Kapıyı açtı yüzüne vurdu evin ayazı
İçi üşümüyor ne de olsa alıştı
Canı acıyor biraz parasızlıktan değil
Anlamıyor sadece severken nasıl susar dil
Yavaş yavaş silikleşiyor aynalardan
Yaşarken öğrendi bir anda ölmez insan
Saat gece yarısı
Son sigarasını yaktı
Başka kâğıdı kalmadı
Son satırları karaladı
Ve aramızdan ayrıldı
“Yâr yarenin olamadım neden çektirdin anca cefa
Hayat acı, olsun sevsen yine de olurdu bana sefa”
Şair olacaktı aklınca bu son satırla
Soğuk zemin ıslanırken sıcak kanıyla
Yavaş yavaş öldü bir göz odada
“İşçisin sen işçi kal” çalıyordu plakta.
