NUH PORTAKAL
Nehir kıyısında üç kişi
Kendi, baba ve annesi
Derin mavi sular yosunlarla akmakta
Göğü kara bulutlar kaplamakta
Gürleyen sel
Göz açıp kapayıncaya kadar götürdü
Geride bıraktı iki kişi
Babası ve kendisi
Bağırdı vadide
Sesi geri geldi kendine
Anne, anne, anne
Soğuk duvarlarla çevrili yurt odası
Nöbetçi öğretmenin sesiyle uyandı
Yüzünü bile yıkamadan indi aşağı
Halasının oğlu karşıladı
Hadi dedi köye gidelim
Neden
Gezdirip geleyim
Bugün pazar yarın okul var
Olsun akşama daha çok var
Dur giyinip geleyim
Boş ver hadi hemen gidelim
Eve daha üç km belki daha fazla
Mesafeyi ölçmüştü ilkokulda
Yolun sağı ve solu bir yığın araba
Yürüyenler ayaklarını sürüyenler
Evi gördü uzaktan
İndi ama yürüyemedi kalabalıktan
Bir damla yaş düştü yanağından
Gidip bakamadı pişmanlığından
Akşam ezanı okundu
Hoparlörden annesinin adını duydu
Cenazesi, cenazesi, cenazesi
Rüya ve gerçek
Annesi gitti
Gitti, gitti, gitti
Bir kürek toprak
Tanımadığı birçok insan
Kucak, kucak, kucak
2005
Hep yarım bir yaşam
On altı yıl
Karar verdi dün akşam
Yirmi altı gün sonra tamam
Anlaşılmak kurtuluşmuş
İnsan her zaman unuturmuş
Anılar geçmişe giden bir yolmuş
Kurtuluş unutuluşmuş
Belki birinin rüyasında da beni sel alır
Şiir hakikatı aramakmış geriye ne kalır
Mana bana uzak artık kulaklarım sağır
Günler sayılı ruhum uçamaz bedenimden ağır
Rüyamda sele kapılan benim
Uyanıp kendimi göreceğim
Uyuyup beni gömeceğim
Sesim sessizim senim benim
Ne dünyaya ne insana kinim
Üşümüş bir serçeyim
Isınmak için her gece rüyana girerim
Geceyim
Gecenin sesiyim
Geceyim
Gecedeyim
Gece
Ceee
Gittim.
