HATİCE GÜRKAN
Bazı cümleler içimizdeki boşluklarda tekrar tekrar yankılanır: “Evet, her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği…” Var mı daha açığı?
Kabul, hiç düşmeyeceğim kadar düştüm bu aralar. Aslında en güçlü hissetmem gereken zamanlarda dibe doğru sürüklendiğimi hissettim. Kimseler üzülmesin diye katlandığım her şeyi yine yükledim omuzlarıma ama günler geçtikçe anlıyorum ki, o en başındaki katlanma, dayanma gücüm şimdilerde yokmuş.
Az az paylaşmakla da bölüştürülmüyor duygular. Böyle bağıra çağıra, ağlaya zırlaya anlatmak istiyor insan bazen her ne yaşadıysa. Oldu ya! Şu oldu, bu oldu demek istiyorum. Sonra diyorum, insanlara yük yükleme otur bir kenarda bu da geçecek. Canını acıtacak bir imtihan varsa kaçamıyorsun. Zamanı gelince yaşıyorsun, kaderinde olanın içinde yaşarken buluyorsun kendini. Zamanı gelenden kaçmak imkansız, zamanı durdurabilmek imkansız. Zaman dediğin kavram durmuyor ki acıların olduğu gibi kalsın. Zamanı akıtan acılarını da akıtıyor hayatından… Yeter ki inancını kaybetme, umudunu yitirme.
Zamanın getirdiklerini kaderinden bil, bil ki isyan etme. Gör bak o vakit nasıl da hafiflemişsin. İşte dünyanın özeti bu; Sırtındaki yükünü bırak “Kaderin Sahibine”. Her şey geçecek ve zamanla unuttuğunu bile unutacaksın. Son olarak; kalbi, aklı, insanlığı ve inancı dosdoğru olan kazanacak.
30.01.2020 14.30
