NİHAL SOY
Ömür nedir ki? Göz açıp kapayıncaya kadarki zaman dilimi. Bazen acılarla, bazen mutluluklarla geçen bazen hüzünden gözyaşına boğan, bazen mutluluktan gözyaşına boğan ikilem. Aslında ömrün tarifini tam manası ile yapamıyorum da. Her gün farklı şeylerle karşılaşıyor ömrümün saatleri. Sabahın erken saatlerinde başlıyor ömrümüzden bir parça, eksiliyor bir parça da gecenin karanlığı ile. Ömür nedir sorusuna dün, çok güzel doyamıyorum derken bugün çekemiyorum, katlanamıyorum, çok yoruyor cevabını verirken şaşırıyorum kendime. İkilemde kalıyorum. Ömrümü geçirirken nasıl hareket edebilirim ki? Aşırıya kaçmadan yerli yerinde nasıl geçirebilirim ki hayatımı? Mutlu olunca İyi ki hayattayım, her şey iyi ki oluveriyor birden. Peki yüreğim acılarla kavrulurken, gözlerim yaş ile doluyken işte o zaman neden hayat denen bu şey ne zaman bitecek beklentisindeyim. Derken kulağımda bir fısıltı “O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır öğüt alıp düşünmek isteyenler -ya da- şükretmek isteyenler için”(Furkan 62). Hamdü senalar Rabbime olsun. İkilemde kalıyorum çünkü hayatımın asıl gayesinin Allah’a şükür olduğunun verilenin de, elimden alınanın da, mutluluğun da, verilen hüznün kederin de Rabbimden geldiğinin bilincini bir anlık olsun unutuveriyorum. Fakat tekrar aşılanıyor bu bilinç yüreğime bu söz ile. Ve içimden bir ses yükseliyor dünyalık hüzne kanıp ebedi mutluluktan vazgeçme. Bu kainatı aleme gönderildi isen değerlisin. Elime verilen de hayrıma, elimden alınan da hayrıma oluveriyor. Şükret ve sebat et. Allah büyük de kazananlardan ol. İşte şimdi ömür nedir sorusunun cevabına ağlamak-gülmek, hüzün, keder-mutluluk-sevinç ikilemi çerçevesinden çıkarıp şekli ve sureti aşıp hakikat-i asl olanı görmek görünenin arkasını görüp ebedi mutluluğa ulaşmak diyebiliyorum. O zaman kendime diyorum ki hayat kısa olsa da onu dolu dolu yaşayacaksın. Ve mutlu olmayı bileceksin.
