NİHAL SOY

Şehidim;

Ölüm denen o yoğun kör karanlığın ne olduğunu yalnız, seni evlat diye bilen vatanın bilir. “Ben vatansız kalmamak için babasız kaldım” diyen evladın, “Artık Türkiye’nin annesiyim ama senin anne demeni özledim oğlum” diyen anan bilir. Şehidim gözün arkada kalmasın senin ulusun kanını yerde bırakmayacak. Yeter ki ay yıldızlı bayrağım dalgalansın diye canını feda ettiğin, uğrunda şehadet şerbetini içtiğin dava için son demine kadar senin arkanda duracak milletin. Şehidim; ben yatağımda rahat uyuyayım diye gece karanlığında soğuk taşların üzerinde nöbet tutan yiğidim. Yaşını daha yaşayabileceğin bir sürü umutlarından, beklentilerinden, hayallerinden; eşinle geçireceğin zamanından, çocuğunu okula götüreceğin vaktinden, çocuğunun göremediğin geleceğinden, annenin babanın elini öpmeye gideceğin bayramlarından vazgeçtin. Belki de hayallerin vardı planların vardı hepsini feda etmişsin hem de bizim için. Biz sizlerin sayesinde rahat uyurken, gezerken sizin aileleriniz biraz gururla, biraz hüzünle yana yana benim yavrum diye içleri sızlaya sızlaya evlat acısı ile sizleri düşünüp uykuya dalıyorlar. Onları o hale getiren kalleşler utansın. Sizlerin dökülen kanının rengi ile bütünleşen bu bayrağımız akıllardan sizi sildirmeyecek. Bayrağımızı ve sizleri silmeye çalışanlara biz engel olacağız. “Korkma! Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz; bu yol ki hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz.”(Mehmet Akif) diyor ya şair korkma askerim korkma. Yiğidim sen düşünme aileni senin ailen benim ailem onlar bize emanetler. Emin olabilirsin ki kanlarınızı nakli bu topraklar, uğruna can verdiğiniz her şey bize emanet. Hakkını helal et anam hakkını helal et yiğidim. Ben ve benimle beraber olanların hayatını, geleceğini, şerefini ve gururunu kurtaran fedakar Mehmetçiğim. Bu yürek seni unutmayacak. Babam beni bu yaşıma getirdi ve bana küçüklüğümden beri Vatanım, Milletim, Bayrağımı sizi ve geçmiş neslimi unutturmamak için büyüttü. Vatanıma yemin olsun sizi unutturan ve unutturmaya çalışanların karşısında senin gibi dimdik durup seni anlatacağım. Neden biliyor musun köle değilsem, işkence görmüyorsam bunda senin payın büyük. Her dakika savaş halinde değilsek, ölüm korkusu ile yaşamıyorsam, dışlanmıyorsam, ikinci sınıf insan sayılmıyorsam, çocuklar rahat bir şekilde uçurtma uçurabiliyorsa, analar evlatlarına evlatlar ailelerine sarılabiliyorsa bu sendendir. Sana hakkını ödeyemeyiz sen bize yaşanabilir hayat verdin. Ey şehidim; senin sayende yükseliyor şanlı sancağım masmavi gökyüzünde, karabulutlar saramıyor istese de ay yıldızlı bayrağımın etrafını. Unutamıyorum içime kor ateş gibi düşüyor. Doğmadan önce şehit düşen, kokusunu bile bilmediği babasının mezarı başında “Baba bak ben sünnet oldum, anne bu benim babam bak gördün mü? ” diyen vatanın evladının acısı senin evladın bizim evladımız şehidim sen rahat uyu gözün arkada kalmasın o bize emanet. “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah’ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve hüzün kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar. Onlar Allah’tan gelen nimet ve keremin; Allah’ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler” (Al-i imran169-171) Siz ki Allah katında takvaya ulaşanlarsınız. Siz ki Allah’ın lütfunda mazhar olmuş olanlarsınız. Siz ki şehadete erenlersiniz. Sizi büyüten sizi bu vatan uğruna şehadet şerbeti ile uğurlayan analarımızın babalarımızın ellerinden öper haklarını helal etmelerini isterim. Sizlerden biz razıyız Rabbim de sizlerden razı olsun arkanızdayız unutmadık unutturmayacağız. HAKKINI HELAL ET ŞEHİDİM.


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin