MERAL YILDIZ
Hayatta var olduğumuz ve kendimizi bildiğimiz andan beri bazı şeylerin farkına kimi zaman varamıyoruz, ta ki onu kaybettiğimiz ana kadar. Gözümüzün önünde durmasına rağmen ne çok görmezden geldiğimiz şeyler var. Gece olmasa gündüzün, kötülük olmasa iyiliğin, hastalık olmasa sağlığın, ölüm olmasa hayatın kıymetini anlar mıydık? Anlamadık ya da anlayamadık. Bence hala gözümüzün önünde duran, bize emanet edilmiş öyle çok güzellikler var ki. Ama biz ısrarla onları neden görmezden geliyoruz, onları neden bu kadar yok sayıyoruz? Çünkü farkında değiliz aldığımız nefesi ne kadar rahatça alıp verdiğimizi, sabah uyanınca kimseye ihtiyaç duymadan yatağımızdan kalkıp hayata kaldığımız yerden devam etmeyi, dünyayı görmeyi ve duymayı kimseye muhtaç olmamayı ya da bize emanet edilmiş birbirinden kıymetli, bizi biz yapan hayatımızın yapı taşları gibi hayatımızın merkezinde duran insanları.
Bir anlığına kapatın gözlerinizi ve öyle devam edin hayata, kaç dakika gözleriniz olmadan devam edebileceksiniz? O renkli hayatınızdan ne kaldı geriye? Sadece bir renk, o da koyu bir karanlık. Bu kısa süreli karanlık size neleri fark ettirdi? Güneşi mi, odanızda duran bir çiçeği mi? Size sevgiyle bakan yavrunuzu mu? Yoksa en çok ihmal ettiğiniz kendinizi mi?
Bazen hayatı öyle hızlı yaşadık ki; farkına varamadık elimizden kayıp giden, her saniyesinden hesaba çekileceğimiz zamanın. Kur’an’ı Kerim’de; insan hesaba çekileceği zaman, ona dünyada ne kadar süre kaldığının sorulacağı ve insanın bu soruya “ya bir gün ya da onun yarısı kadar” diye cevap vereceği haber veriliyor. İşte bu kadar dünya dediğimiz iki kapılı handaki misafirliğimiz. Böylesine kısa olan bu yolculukta nerede yürüdüğümüz kadar kimlerle yürüdüğümüz de bir o kadar önemli. Yol arkadaşı seçtiğimiz kişiler bazen kılavuzluk eder bize ve onu takip ederiz gözü kapalı. O insan, sizi siz yapar da siz farkına bile varmazsınız. Ruhunuz onunla şekil alır, huyunuz, ahlakınız onunla harmanlanır. Bir bakmışsınız sevdiğiniz bir sevmediğiniz bir, derdiniz bir dermanınız bir. Kimselerin sözü geçmez de size, o bir bakışı ile ikna eder sizi dönmem dediğiniz yoldan. Şu üç günlük hayatta geçmişte yaptıklarımızın ya da yapamadıklarımızın pişmanlıklarından, belki hiç yaşamaya ömrümüzün yetmeyeceği gelecek kaygılarından vazgeçip içinde bulunduğumuz anın kıymetini bilmek lazım.
İyi bir kul olmanın yollarını arayın, o yolda yürüyecek dostlar kazanın çünkü onlar siz daha sendelediğinizde tutar elinizi düşmenize izin vermez. İyi günde çağırdığınızda, kötü gününüzde çağırmadan koşuverir yanınıza, sarar yaralarınızı unutturur acılarınızı.
Şu birkaç hafta içinde şunu fark ettim ki, ne kadar zenginmişim, kimsenin sahip olamadığı bir zenginlik. Rabbim hayatıma ne kadar kıymetli insanlar dahil etmiş. Ailem, kardeşlerim, dostlarım ve birbirinden kıymetli hocalarım. Zor bir sınava yanınızda yüzlerce kişiyle girdiğinizi düşünün sanki her soruyu bir kişi cevaplayacakmış gibi. Hiç zorlanmadan korkmadan biter sınav değil mi? Elhamdülillah böyle bir kalabalıkla bir imtihan geçti hayat okulundan. Sonucunda Rabbimin rızası hoşnutluğu olması dua ve temennisiyle.
