RABİA K.
İnsan anlaşılmak ister. İnsan sevilmek ister. İnsan sevmek ister, bu istekler uzar da gider; çünkü insan çok şey ister..
Elde ettiği ise çok azıdır. Ama bazen yeter insana o azı.
Peki hangisidir o, az da olsa elde ettiği en güzeli en paha biçilmez değerlisi?
Değişse de her ruhta sevmektir en güzeli.
Her şeyin bir boğazda düğümleneni olduğu gibi bununda bir vardır düğümleneni.
Sevdiğin ve sadece sevdiğin, sevmekten mutluluk duyduğun şey o şeydir işte, ya düğüm atacak ya da bir bir düğümleri çözecektir en içteni..
İnsan o şeyi sevmeyi kendi mi seçti ki ne bilsin bütün düğümler onda mı çözülecek. İşte bütün her şeyin başladığı KALP öyle ki sanki kodlanmış bir yazı, bir resim, bir his taşır derinliklerinde de zamanı gelince de çıkartır o derinliklerden gün yüzüne. İşte başlar o anda kalp seni rahatsız etmeye sürekli sana bir şeyler yaptırıp canını acıtmaya .
Ve İnsan kendisiyle savaşa başlamıştır artık. Geri dönüşü yoktur. Ne yapacak geri dönemiyor nasıl ilerleyeceğini de bilmiyor. Yola çıktı bir anda farkında değil, öylece beklesin mi yoksa anlam veremeden ilerlemek için çaba mı göstersin? Yoksa o sevgiyi söküp atsın mı? Sahi söküp atabilir mi? Buna gücü var mı? Kendisi koymadı ki oraya kendisi söküp atsın. Ne yapacak peki? Öylece ruhsuz gibi kalacak mı dikenler arasında?
İki şekilde sonlanacak belki de bu hikaye ya yanacak yandıkça elmaslaşacak, parıltılar içinde göz kamaştıracak ya da yanıp kül olacak külleri de savrulacak ağlayan rüzgarlarla. İşte o zaman geriye bir kalp ağrısı bir onulmaz yara kalacak ve sürekli batıp batıp kanatacak…
