RABİA K.
“Kalbim yazmamı, içimi dökmemi isterken aklım engel oluyordu sürekli bana. Kalem yazmaya başlasa hep yarım kalıyordu; çünkü ne kalp dayanıyordu yazılanlara ne de kalem. Kalem ağlıyor, yazmaya devam edemiyorum diye inliyordu.. Ben de yazmayı bıraktım içime atmayı tercih ettim. Baktım da içime attıklarım birikmiş, sürekli kanıyor açılan yaralar yine yazmaya yeltendim, kalem yazmak istemese de akıl engel olmaya çalışsa da bu sefer yarım kalmak, yarım bırakmak yok söz verdim kendime.”
İnsan yaşadıklarıyla kendisi oluyordu. Hiç bir acı yaşamadan göçüp gideceğini sanıyordu ama, belki de aynı şeyleri defalarca yaşayacaktı, yine aynı hataları yapacaktı, yine aynı pişmanlıkları yaşayacaktı, yine yine.. Ders almıyor muydu? Yoksa engel mi olamıyordu kendine? Yine aynı şeyleri yaşamak mı uzak dursun benden diyor ama kendine hakim olamıyordu. Hep bir çıkış yolu ararken, o karanlık kuyudan kurtulmak isterken, başka bir kuyuya hapsoluyordu. Belki de yanlış yerde arıyordu dermanını, kendisi de anlam veremiyordu. İçinde bir acı, boğazında bir sızı kalpte bir ağrı, geçmiyordu. Ama buradan kurtulacaktı inanıyordu. Ümitsizlik yoktu bizde biliyordu. İnanıyordu onu güzelliklerin beklediğine. Hissediyordu… Belki de ona bu güç veriyordu. Vesselam…
