MERYEM BİNİCİ
İnsan büyüdükçe hayat içinden çıkılmaz bir hal mi alıyor?
Bir yanımız umudun kırıntılarını toplarken bir yanımız bitmişliğin, yorgunluğun, ne olacaksa olsun artıkların sularına bırakıyordu kendini. Hayat devam ediyordu ve biz yaşamak zorundaydık, öyle ya da böyle…
Yalnız, bir şey vardı ki kimileri sefahat içinde umut kırıntıları gezerken birileri sefâlet içinde umut sağıyordu kovasına dolu dolu…
Evet hayat geçip gidiyordu. Saniyeler, dakikalar, saatler geçip gidiyordu yokluğun derinliklerine. Ve yine saniyeler dakikalar ve saatler koşuşturup duruyordu yetişmek için ayaklarımızın altına, ne getirdiğini bilmeden, bilemeden…
Aslında zaman değil, ömür değil de insan azalıyordu.
İnsan azalıyordu ruhu çoğalırken.
İnsan, azalıyordu ruhunu çoğaltırken.
Zaman ölüyordu yavaş yavaş, toprak dirilirken.
Toprak her geçen gün az daha insan kokuyordu,
Ama ne yazık ki insan her geçen gün az daha küf kokuyordu.
