SENA KAHRAMAN
Bazen olur ya hani zihnin derin bir umman
Bildiğin şeyler yıkılıverir olmuşçasına heyelan…
Nedir sahi gizli veya âyân olan?
Belki de bazen bir “hiç”ten ibaret olan.
Bak parlıyor işte semâda bir Zühre
Ama karanlıklar bedeldir acı bir zehre.
Doğmaya başlayınca bak hele bir Kamer’e
Olma şu dünyada beş paralık yüke hamal.
Başlar fısıldamaya baharın tomurcukları.
Dört gözle beklerler açmak için kırmızı, mavi ve sarı.
Ne de değersiz şu dünyanın malı
Lakin sürekli bir debdebede, arı yaparcasına balı.
Ne arısı ne balı?
Bir tarladır dünya hayatı.
Eğer yapmak arzusundaysan bereketli hasatı,
Ek de toprağını öyle bekle hasatı.
Nasıl olsun tohumdan, sudan, güneşten bîhaber tarlanın hasatı?
Zihnin ve benliğin şayet bir mağaranın mahkumuysa,
Kurak çöllerdeki bedevilerin aksine birazcık da Şems’e susamışsa,
Çık o dehlizlerden, kuyulardan da haydi bak bir etrafına.
Niçin yaratılmışsın kardeşim artık var şunun bir farkına.

