FATMA ZEHRA AKYİĞİT

“Bizim için en iyi durumun aklımızın başımızda bulunması olduğu öğretilmiştir. Aklı başında insan denilince dengeli, mantıklı, uyumlu ve davranışlarında aşırılıklar göstermeyen insanı anlarız. Bu haliyle aklı başında adam bulmak zor değildir. Hepimiz aklı başında sayılabiliriz, bu tanım esas alınırsa. Çünkü hepimiz yeryüzünde silahların, tahtların ve borsaların kurdukları denge içinde dengeli, üretim despotluğuyla inşa edilmiş sistemin mantığıyla mantıklı, günlük hayatımızın bizi kıskıvrak sıkıştırdığı ortamda uyumlu ve nihayet boyutları insanın tek başına ulaşamayacağı ölçüde azgınlaşmış bir yaşama atmosferi içinde aşırılıklardan uzağız. Akılcı bir yaklaşımla da bunun böyle olması gerektiğini ileri sürebiliriz. Ama akıllı bir insan olmaya doğru birkaç adım attıysak görüyoruz ki bize denge diye sundukları yapı kuvvetin mutlak hakimiyetinden başka bir şey değil ve mantıktır diye yaşattıkları zihni işleyiş bir delilik, uyumluluk diye gösterdikleri yollar kullara kulluk, aşırılıklardan sakınma diye övdükleri tutum da kendi budalalığımızın haklılaştırılmasından başka bir şey değildir. Bütün bu çapraşıklık aslında bizim de aklı başında yaratıklar olmadığımızı gösteriyor.

Önce aklı başında olmak nedir onu anlayalım. Bu deyimde “baş” kelimesi kafa anlamında kullanılmamıştır. Tıpkı “kendi başına” , “başının çaresine bakmak” deyimlerinde olduğu gibi baş kelimesi öz varlık, insanın zatı anlamındadır. Yani aklı başında sözü, aklı ile özü aynı titreşimlerle işlemektedir demeye gelir. Eğer insan kendi öz varlığının gelişme, serpilme, kurtuluş bulması yolunda uygun bir duruma sahipse aklı başında demektir. Böyle bir anlayışa göre günlük hayatta aklı başında sanılan birçok kişinin hiç de öyle olmadığını, tam tersine, aklının başında değil başka bir yerde olduğunu kolaylıkla öne sürebiliriz.

İnsanın aklını başından alan nedir? Tecrübelerimiz sonucunda bu sorunun cevabını kolaylıkla bulabiliriz. İnsanın aklı başında değilse ızdırap çektiği nesnededir. İnsanın aklını başından alan ızdıraplardır. Dişiniz ağrıdığı sırada yapmanız gereken işe kendinizi tamamen veremeyişiniz bundan değil mi? Öyleyse diyebiliriz ki aklımızı başımıza alabilmemiz için önce ızdırapları dindirmemiz kaçınılmazdır. Elbet bu yaklaşımdaki doğruluk payı inkar edilemez. Ama bu yaklaşımda özgürlüğümüzü bulma konusunda bir tehlike de gizlidir.

Akılcı insanlar acılara son vermek istiyorlar veya kendi haklılıklarını ancak bu yolla savunabiliyorlar. Diyorlar ki insanoğlu yoksulluğun, hastalıkların, mahrumiyetlerin kıskacında kaldıkça kendisinden beklenen gelişmeyi gösteremez. Bununla zımnen şunu söylemiş oluyorlar: İnsanlar maddi refah içinde olmakla vücut sağlığını korumakla ve elinin erdiği, gözünün gördüğü, özlemini çektiği nesneleri hizmetine sokmakla kurtuluşa ererler. Yani kurtulmuş olanlar bir bakıma zengin, sağlıklı ve tatmine ulaşmış bulunanlardır. Örneklerini şimdiden gördüğümüz bu tip insanların pek de kurtulmamış olduklarını bildikleri için de refahın, sıhhatin, tatmin vasıtalarının bütün insanlara teşmil edildiği zamanları gerçek hedef olarak gösteriyorlar. Bu akılcı yaklaşımın sonucu aklımız hep ızdıraplara takılı kalıyor ve aklımızı başımıza bir türlü alamıyoruz.

Akıllı insanlar da ızdırabın aklı baştan aldığını biliyorlar. Ama onlar aklı başa getirmenin yolunun yoksulluğu, hastalığı ve mahrumiyeti kökten yok etmekle sağlanamayacağını bildiklerinden yoksulluktan öğrenmek, hastalıktan öğrenmek, mahrumiyetten öğrenmek yolunu benimsiyorlar. Akılcı insanların yoksullukta öğrenilecek bir şey bulamayışları, onların yoksulluk ortadan kalktıktan sonra boşlukta kalmalarını getiriyor.

Aklımızın başımızda olması insanın nihai iyinin, nihai doğrunun ne olduğu hususunda yeterli bilgilere sahip olmasıyla mümkündür. İnsanlar hele yoksulluğu, hastalığı, mahrumiyeti geride bıraksınlar, sonra akılları başlarına gelir demek bütün bilgi kaynaklarını yok etmekle alim olunabileceğini iddia etmek gibidir. Öyle de olmuyor mu zaten?”

Hangimiz akıllı hangimiz akılcı? Okuyunca aklıma direk bu video geldi.

ÇORUMLU AMİR

https://youtu.be/O8n5vluRUdQ


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin