AYŞENUR ÖZDEN
Kafamda hep bir söğüt ağacının altındayım.
Dizlerimi kendime çekmiş,
Başımı dizlerime koymuş…
Elimde çelimsiz bir dal.
Önümdeki nehir hayatımdaki her şeyi kapıp götürürken ben, nehrin kenarında su damlasına sıkışmış karıncanın başında dizlerimi kırıp bekliyormuşum gibi.
İçimin haykırışından nehrin kapıp götürdüğü kıyametimi duyamazken, o küçük su damlasında çırpınan karıncanın çığlıklarını duyup kıyameti yaşıyormuşum gibi.
Ama ben elimdeki çelimsiz dalla bir karıncayı bile kurtaramayacak kadar beceriksizim. Oysa karıncanın çırpınışına hayran kalmışım. Ben o karıncayken çırpınmaya cesaret bile edememişim, yorgunluğum ölüşümden üstün gelmiş. O cesurca boyundan büyük su damlasında boğuşurken ben korkumun terinde kılımı bile kıpırdatmamışım. Karınca da ölecek mi yoksa? Bir şeyler yapmalı… Bir şeyler yapmalı ama ben yine BEN YINE bir ölümü daha izleyemeyecek kadar korkağım. Bu yüzden umut etmekten vazgeçmiş, sırtımı karıncaya dönüp yalvarmaya başlamışım, ne olur ölmesin diye. Vardığım bu yer, sığındığım ruhum çölündeki biricik söğüt ağacı bile ölüler diyarı olmuş.
Suyuna yansıyan bedenimi kapıp götüren sevgili nehir!
Ayağımın altındaki toprağı bile kaydırırken ruhumu da temizler misin?
