YUSUF AKYÜZ

gönlümün sultanısın; eşin yok, benzerin, yok,
sende tecelli etmiş; tasvirde dehâ nedir?


musavvir olan mevlâ öyle övmüş, yaratmış,
gözlerin bir içim su, bakışın şahâne’dir.


yüreğindeki taht’a bir an kurulmuş olsa,
unutur sultanlığı; tac ve taht şâha nedir!


güneş doğmuş sanırım; yüzüne baktığımda,
beni meftûn eyleyen, yâr! Hilal kaşa; nedir?


sekerât-ı aşk’tayım; her bâde’m de sen varsın,
canım yoluna türâb, kalbim’se kaşâne’dir.


dünyada, her nesneye bir pahâ biçilir de,
aşk’ın diyeti var mı, bilemem; bahâ nedir?


bir naz makâmındasın, nâçar düştüm elinde,
hüznüme teveccüh yok, ne yapsam bahâne’dir.


yüreğim özleminle bülbül gibi fîganda,
bütün servetim sevgim, isteğin daha nedir?


âh! yûsuf’un mekânı; şu kader açmazında
sâkisi efkâr sunan bir garip meyhâne’dir.


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin