KÜBRA ÖZTUNÇ
Sırlar, sınırlar, zahir ve bâtının hummalı kavgası… Kader bir sırdır, izah edilemez demiş büyüklerimiz. Herkes bu sırdan payını almıştır. Kimisi kadere tamamıyla teslim olurken kimisi varlığına inanmaz, kimisi kader sırının bilinmezliğinde kaybolurken kimileri gayret eder kaybolmamaya arayıp durur sırrın hikmetini. Peki, nedir bu kader sırrı? Nedir hayattan payımıza düşen hikmet? Böyle pek çok soru zihnimizde dolanıp durur. Çünkü insanoğlu susamaz, kabullenemez kendine biçileni, duramaz yerinde ve değiştirmeye çalışır hayatı. Sinesinde gizlediği ümitleri var olsun ister, kendi elinde tutmak ister kudret kalemini, çözmek ister bu büyük sırrı. Bazılarına göre anlamlı bir direniş olarak kabul edilen bu sır, bazılarına göre beyhude bir çırpınıştan başka bir şey değildir.
Ne söylüyor Bâyezid-i Bistâmî;
“Aramakla bulunmaz ancak bulanlar hep arayanlardır.’’
Kim bilir belki bir gün bu sırra erişir arayan kalpler.
Hayatta her şey her zaman insanın istediği gibi olmaz, olamaz. İnsan verilene de verilmeyene de hamd edebilmeli çünkü kalpten arzuladıklarımız kimi zaman bizim imtihanımız olabilir, muradımız verilmeyerek bize ikram ediliyordur belki de. Bunu bilmeyen insan, ezelden beri kaderle savaşır, olmayanı oldurmaya olanı ise değiştirmeye çalışır fakat başaramaz. Kendini bekleyen sona doğru koşuyordur bilerek veya bilmeyerek. Bazen sevinçle çıktığın yoldan hüsranla dönerken bazen yürümek istemediğin yolu mutluluk gözyaşları ile tamamlarsın. Bu hayatta herkesin bir masalı vardır, herkes masalı güzel bitsin ister ama güzel olanı da kendi isteklerinin gerçekleşmesi zanneder. Bu büyük bir yanılgıdır çünkü biz biliyoruz ki olanda da olmayanda da hayır vardır. Bu karmaşık ve uzun yolda insana düşen hayatına savaş açmadan yaşamaktır. Çünkü ne kadar savaşırsak savaşalım bizi bekleyen son aynıdır. Ezelde ve ebedde hanemize yazılmamış yazıların düşünü görsek ne fayda, muradımıza düşen yine yazgımızdan olacaktır.
İnsan bazen bu bilinmezliğin içinde kaybolduğunu hisseder, debelenip durur bazen sanki ıssız bir çölün ortasında yapayalnız kalmış gibi hisseder ve çoğu zaman çok zorlanır. Evet, tüm insanlık zaman zaman bütün bunları yaşamıştır. Kudret kalemini eline alıp kendi isteğiyle bu hayat masalını yazmak ve kendi istediği rol dağılımını yapmak ister. Peki, böyle bir hayatın ne anlamı olacak hiç düşündük mü?
Bizi var eden acılarımız, umutlarımız, yaralarımız, sevinçlerimiz, çabalamalarımız değil mi? Bizi insan yapan kalemin bizim elimizde olmayışı değil mi? Bizi biz yapan, hayatın getirdikleri karşısında dimdik duruşumuz ve yeri geldiğinde vazgeçişimiz değil mi?
Bazı şeylerin anlatılmaz, kelimelerle ifade edilemez, bilinmez oluşu bilinen pek çok şeyden daha kıymetlidir. Bazı şeyler SIR kalmalıdır ve insan o sırrın peşinden koşmalıdır o sırra erişemeyeceğini bilse de… Çünkü önemli olan kader sırrını çözmek değildir aslolan hayat boyu o sırrı aramaktır.
