NAFİA ANKÖZ

   “Lisan-ı hafi gönüllere ayrılırsa, bâkiliklere hoş bir sadâ yaraşırmış.” 

Kubbede kalan yalnızca hoş bir sadâ mı? 

“İnsan lisan ile çok şey anlatmaz mı?” 

Baki olmak için itimad lisana mı? 

 “Bakilikten anladığın sükut mu sadâ mı?” 

Sükut. 

  “Sükut, sadâya çok şey anlatmaz mı?” 

 Peki sükut, vazgeçiş mi, kabulleniş mi, yitiriliş mi? 

   “Her sükut gam ı keder mi, ruh sükutta dinginliğe ermez mi?” 

Her yorgun ruh sükutla dinginliğe erer mi? 

   “Sadâ işe yarasaydı cahiller münakaşaya girer miydi?” 

Sükut ve sadâ. Peki sükutun hâlâ umudu var mı?  

   “Umut Yusuf’un (a.s) gömleği değil mi?” 

Umut biter mi? 

    “Yakub’un (a.s) umudu bitti mi?” 

Peki, senin umudun var mı? 

     “Ümitvâr olmayan var mı?” 

İnsan geçer mi? 

     “Geçmeyen var mı?” 

Vuslat için yolculuk mu? 

      “Fâniye yolculuk var da, vuslat olmaz mı?” 

Yola çıksak bileti var mı? 

      “Yola çıkmak mıdır marifet, yolculuğun sonunda verecek hesabın var mı?” 

Hesapsız yaşanmaz mı? 

     “Yolun sonunda bir bekleyenin var mı?” 

İlla ki bekleyenin mi olmalı? 

       “Gittiğinde kimin beklediğine muştu var mı?” 

Bilmem hesap ederek yaşamadım.  

     “Peki, hesapsız gitmeye yüzün var mı?” 

Yüzüm olsa yolun bir sonu var mı? 

      “Aradığın meçhul bir son mu?” 

Âdemin sonu belli değil mi? 

     “Belli olsa meçhul olur mu?” 

Meçhul olunca yok olunmaz mı? 

  “Sonu bilinmeyen her muamma yok olunma mı?” 

Her sonlu yok olmaz mı? 

    “Her yok olma sonlu olmak mı?” 

Sonsuzluk var mı? 

      “Sonlu ve sonsuz olmak tek arzu mu olmalı?” 

Sonun belli olunca hesaplı yaşanmaz mı? 

   “Hesaplı yaşayanlar maddeye tutsak kalır mı?” 

Maddeye sahip olmak güce sahip olmak değil mi? 

    “En çok mala, maddeye sahip olan en güçlü mü?” 

Zulmedenler güçlü olanlar değil mi? 

     “Zulmün altında ezilenler inançlı değil mi?” 

İnananlar meydan da mı? 

      “Meydanda olsaydı zulmedenlere meydan kalır mıydı?” 

Zulüm görenler hep mazlum mu? 

       “Her mazlum kendince masum.” 

Peki gerçek masumlar var mı? 

        “Masumluk olmasa yeryüzünde rahmet kalır mı?” 

Mazlumun hakkı zalimden elbette alınır mı? 

“El- Hakem ismi boşuna mı?” 

Yola çıksam geç kaldım mı?  

“Geç kalmak..  Bir uzaklık ve bitmez bir umut. Bir sükut ve bir mahcubiyet. Yola çıkarsın da yollar sana yoldaş olmaz mı? Mahlûkât en şerefli yolcuya sırdaş olmaz mı?” 


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin