YUSUF AKYÜZ

Irmaklar gibi coşuyorsam zaman zaman
öyle taşkın, öyle hoyrat
ve kıyılarımı dövüyorsam
yüzünü çevirip geçme
bu bir isyandır
sebebi leyl-i can’dır…
bir sayha isem bazen yılkı atı gibi
öyle uçarı, öyle serâzât
ve deli doluysam
elini koy yüreğime
bu bir feverândır
bam teli leyl-i can’dır…
hüzün yelleri esiyorsa başımda hazin hazin
öyle küskün, öyle fersiz
ve nefes nefese soluyorsam
kulak ver iniltime
bu bir figandır
sedası leyl-i can’dır…
bildiğim her ne varsa sır odamda saklıyorsam
öyle derin, öyle gizemli
ve gizli gizli akıyorsam
sakın dalma mahremime
bu bir ummandır
ırmağı leyl-i can’dır…
savrulmuşsam kurumuş yapraklar gibi
öyle yitik, öyle kırılgan
ve izbelerde çürüyorsam
çiğneyip de geçme öyle
bu bir hâzandır
iklimi leyl-i can’dır…
eğer serilmişsem yerlere toprak gibi
öyle bitkin öyle umarsız
ve dermansızsam
hor, hakir görme beni
bu bir heyelandır
depremi leyl-i can’dır…
vurgun yemiş can gibi inim inim inliyorsam
öyle hicranlı, öyle sitemkar
ve sancılara mekansam
ibretle bak hâlime
bu bir hüsrandır
mimarı leyl-i can’dır…
yangınlara yenik düşmüş bir harmansam
öyle yalazlı, öyle kavrulmuş
ve kara bulutlara konaksam
seyre dur dertli başımı
bu bir dumandır
ateşi leyl-i can’dır…
hicranı yudumluyorsam mey gibi kadeh kadeh
öyle hüzünlü, öyle derbeder
ve her yudumda için için yanıyorsam
sarhoş sanıp kızma bana
bu bir baldırandır
sâkisi leyl-i can’dır…
seyyah gibi sokuluyorsam koynuna sükûtun
öyle halsiz, öyle yorgun
ve havlu atıyorsam
bir fatihâ okuyuver rûhuma
bu bir mevt-i ân’dır
meleği leyl-i can’dır…


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin