MERVE TUNÇKAŞIK (Bişnev Dergi Yaz 2021)
Uzun bir zamandır insan yüzlerinden çok ekranlara bakıyoruz. Sevincimizi, üzüntümüzü, kelimelerle anlatmaya çalışıyoruz. Sesimizle neşemizi duyurabilmek, titreyen sesimizle hüznümüzü yaşayabilmek zorlaşıyor her geçen gün. Ekranlar en yakın dosttan çok daha yakın artık. Aynı ortamları paylaşmak demek artık bir isim veya bir uygulama ile oldukça basit. Varlığımız bir isim ile kimlik bulurken ruhumuzu, kalbimizi aynı isme dahil edebiliyor muyuz? Edebimizi, hassasiyetimizi ismimizden ayırmaksızın kelimelerimizle yansıtabiliyor muyuz? Görünen o ki varlığı sadece isimlerde kalmış, kelimeleri tartısız, hesapsız etrafına dağıtıp incinecek kalplerin hesabını yapmayan, küçük harfleriyle yazdığı kelimelerinin büyük gücüne inanan ancak bir kelimenin bir ruhu yaralayabileceğine inanmayan, sözleriyle ateşleri dindirmek yerine kelimelerini ateşe odun yapan insanlar var artık. İnce ruhlara değmiyor mu sanıyorsunuz taş misali attığınız cümleleriniz, herkesi içinde yakmaya çalıştığınız öfkeniz? İncinen ruhumuzu, hassas kalbimizi bir yerlerde unuttuk. Herkesin bir kalbi olduğunu unuttuk. Güzel olan ne varsa paylaşabilmek varken cümlelerle yaralamayı seçtik. Yunus Emre’nin : “Bir kez gönül yıktın ise o kıldığın namaz değil.” sözünü unuttuk. Merhametin, hoşgörünün içimizdeki yerini kaybettik. Ekranlar, insanları kalplerinden uzak, ruhsuz insanlar gibi algılamamıza sebep oluyor. Görmediğimiz gözleri, duymadığımız sesleri varlıklarını ağ bağlantılarından ibaret hale getiriyor. Bizi bizden olana yabancılaştırıyor. Her ne kadar hissiz ekranlarla yaşamak zorunda olsak da içinde bulunduğumuz çağdaki hiçbir gerçek insan oluşumuzdan daha gerçek değildir. Kelimelerimizin de sesleri vardır. Kullandığımız harflerin ahenkleri vardır. Gördüğü göze, değdiği kalbe bazen ipek yumağı gibi bazen acımasız bir kurşun gibi işleyen. Artık sözlerimizle değil ekrana dokunduğumuz parmağımızla acıtıyoruz kalpleri, incitiyoruz ruhları. Hepimiz yaşadığımız zamanda sıkıntılar yaşıyoruz biliyorum, canın yanıyor belki öfkelisin, seni anlıyorum ama
Ekrana dokun, kalbime dokunma!
