SENANUR DENİZ
Kuşlardı hoyratça uçup giden. Uçarken de gözlerini aşağı eğmeyecek kadar semalarda gururla süzülen. Kandil gibi süzüldüğü semadan her yeri gören, her sınırın haritasına vakıf olandı. Konuşabilse çıkmaz sokaklara dur diyecek; bahara bahçeye açılan kapılara buyur diyecekti belki de. Oysa her yaratılan eksikti, kusurla bezenmişti. Kuşların en büyük kusuru da bakışlarındaki derinliğin yoksunluğuydu. Kuş bakışı diyorduk. Kuş bakışıysa eni, boyu, derinliği olmayan bir harita parçasıydı. Her şeye vakıftı ama her derinlikten de yoksundu. Demek ki yüksekte uçmanın o kadar da büyük lüksü yoktu. İfrattı belki de, özgürlüğün ta kendisi, Anka’nın keşişiydi. Yeryüzüne yaklaştıkça zerresinden küller bırakandı. İşte aşklarda bu küllerden doğardı. Zümrüdü Anka mükemmel, eşsiz, özgürlüğün ahengiydi. Bununla birlikte ene, boya, derinliğe sahip olamayan aklın ürettiği gayri hissiyattı.
Su ise mahur gizemdi. Hani derler ya “su akar yolunu bulur” ne kadar doğru bir söz. Öyle gizemli, öyle sessiz, öyle içten, öyle tutkulu ilerler ki yolunda; iz bıraka bıraka, insana kendi siretini yansıtarak, eserini narin narin çizerek yolunu bulurdu. Toprak bu arzuyla ilerleyen suyun karşısında eriyerek hizmet etmek zorunda kalırdı. Toprak ne kadar da şekil alandı. Kendisine uzanan her kalıba uyardı. Serindi, yumuşatandı tamam ama bu yolun sonu var mıydı ölümden başka, durmak var mıydı suyun fıtratında? Ya toprak doyarsa, ya toprağın sonu uçuruma çıkıyorsa. Bu arzu tefrit değil de neydi? Şelale olmak her suyun harcı değildi. Kaynayan termale dayanmak toprağa sabır gerektirirdi.
Kuşlar özgürlüğün bestesi, su gizemin narin perdesi. Biri yazılan, biri yaşanandı. Yazıyordum, çünkü yapabildiğim tek buydu. Beni derine indiren, Anka’yı hayallerde şekillendiren buydu. Anla beni, anlamalısın. Bırak en derinden yaşamayı, ifrat ve tefrit değiliz biz. Bunun ortasıydı bize bırakılan varisler. Kuş da yolunu bulabilmeli, su da özgür kalabilmeliydi. Vicdanın sesi itidaldi.
Öyleyse salıyorum külleri özgürlüğün ruhuna. Bırak savaşmayı kendinle! Ulaş yok oluş vadisine! Sadece kendine inanların yürüdüğü bu yolda, çağlayanlar oluşturmadan yüreğin özgürlüğün bestesini çalsın gizemin.
