MERVE TUNÇKAŞIK

Dizinin tanıtım kısmında şu cümleler yer alıyor: Bir fırtına koptuğu zaman hayatta, verilen ilk kurban aşk olur genellikle. 1953 yılında İran’ın başkenti Tahran’da yaşanmış bir aşk hikayesi. Ve bazı kaynaklarda dizinin gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanmış olduğu da yazıyor. Bilginin doğruluğunun kesin olup olmadığı net değil.

Dizide Tıp fakültesinde okuyan Şehrazat ve  Edebiyat fakültesinde okuyan Ferhat’ın hikayesi anlatılıyor. Sadece “aşk” hikayesi anlatılıyor demek dizi için yetersiz bir kelime olur çünkü zamanın bütün siyasi çatışmalarını, kültürel çıkmazlarını, aile bağlarını bir arada barındıran bir hikâye. İnsanın bir ömre neler sığdırabileceğini, büyük küçük yaşanan her olayın hayatı nasıl etkileyebileceğini, yaşamayı istediğimiz hayat ile yaşadığımız hayat arasındaki o ince uçurumu, aşkı toz pembe bir dünyanın ortasında değil, hayatın tam ortasında kalarak bütün sıkıntılara katlanarak yaşayabilmeyi, her şeye rağmen kalabilmenin zorluğunu seyirciye hissettiriyor. Fedakarlığın, vazgeçmenin bazen ne kadar vazgeçilmez olabileceği gerçeği ile sizi karşılaştırıyor. Dönemin siyasi olayları üzerinden bugünün İran yönetimine de göndermeler yapılıyor. Ülke yönetiminde hakim kişilerin ve devlet kademelerindeki kişilerin tutumları o dönemlerden zihinde kalanları yansıtıyor.

Dizi ile ilgili kendi yorumuma gelince; Şehrazat dizisi bir bakıma tarihi bir dizi olması bir bakıma aşk hikayesi olması sebebiyle seyircinin bir hikâyeye hapsolmayıp yaşananlara bir bütün olarak bakmasını sağlıyor. Şehrazat karakterinin hayata karşı kararlı duruşu, yaşadığı sıkıntılar karşısında mücadelesine devam etmesi, doğrularından taviz vermemesi, sevgisi uğruna yaşadığı zorluklara her şeye rağmen katlanması, en önemli fedakarlıkları doğru zamanda ve doğru şekilde yapması günümüz insanına örnek olacak nitelikte. Bana göre daha da önemlisi hayatın içerisinde yaşanan bir olaydan sonra hayata küsmek en kolayı iken, akış içerisinde hayata devam edebilmenin sonraki süreçte getirdiği güzelliklere seyirci olarak şahit olmamızdır.  Bir karakter ince işlendiği vakit zihninizin bir köşesinde bir süs gibi öylece kalır. Bazen dönüp süse bakarsınız ve o süsün bütün özellikleri hatta zihninizde durduğu yer bile size hayatın içinde neyi nereye koymanız gerektiğini güzelce anlatabilir.

Ferhat karakterine gelecek olursak, onun nasıl bir karaktere sahip olabileceği bu yazıyı okuyan kişi ve diziyi izlemek isteyen herkes için soru işareti olarak kalsın. Belki bir ipucu verebilirim: Bir süre önce İran’da heybetiyle insanı hayran bırakan bir dağ görmüştüm. Dağın adını öğrendiğimde Ferhat karakteri ile arasında bir bağ olacağını düşündüm. Cümlenin devamını tamamlamak size kalmış. Zihninizin bir köşesinde her daim bir süsünüzün olması temennisi ile…


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin