HATİCE GÜRKAN
Onca şairin bir sebebi var şiir yazabilmek için. Belki de kalbinin çaresizliği, umudunun getirdiklerini anlatma, mısralara dökme çabası… Anlatamamak değil ölüm, ölüm artık anlaşılmamak. Bir veda içindeki tüm mevsimsizliklere veda… Geçti sandığını hissettiren, karmakarışık bir hale getiren… İçinde baharı yaşatan yazı hissettirendir aslında umut etmek. Ümidini kestiğinde hürsün, onu isterken köle.
Nereden, nasıl başlanır hiçbir zaman tam olarak kestiremiyorum. İnsanız sonuçta hatalar olur, kalp kırılır… Unutulmaz geçmez diyorlar ya geçer, geçiyor. Bazen iyiye doğru geçiyor, insanı huzur kaplıyor bazen de her şey kötüye doğru ilerliyor, korkunç bir hal alıyor. Ama yine de geçiyor, kanatıyor, acıtıyor, unuttuğunu zannettiriyor. Öyle çok alıştım ki acıya, hasrete, doyamayışa bugün yediğim yemeğe doysam emin miyim acaba diye düşünüyorum. Doydum mu gerçekten ben? Çünkü hayat bu ya! böyle getirdi dünyaya, böyle alıştırdı. Her şey yarım her zaman yarım. Geçecek sanıyorsun, geçmiyor bir başkası geliyor tekrar kanatıyor. Bitti sanıyorsun, bitmiyor yeniden başka bir sayfadan açılıyor o istenilen. Bugün yeminler edip asla dediğin şey yarın kalbinin ağrısı, vicdanının sesi oluyor yine yakıyor bir köşelerden… Öyle garip öyle sallantılı ki bu hayat kalkıp şu saatte şunu yapacağım diyorsun tam o anda bir engel çıkıyor karşına. Yapmamalı mıyız, yoksa söylememeli mi? Yaparım ben diyip yola mı koyulmalı, o yoldan geriye çekilip akışına mı bırakmalı?
“Bazen elin gitmez direkt yazmaya, ona yazamazsın belki ama bulduğun her boşluğa onun adıyla başlayan cümleleri sığdırırsın. İçimdeki ses durmadan ‘Birgün her şey düzelecek’ diyor. Evet birgün her şey düzelecek. Bu çaresizlik, bu özlemeler birgün yerini mutlu bir beraberliğe bırakacak. Günün her dakikasında ayrılığın acısını hissetmeyeceğim… Birgün yalnız yanında, yakınında olmanın sevinci yetecek bana. O zaman hiç ayrılmayacağım, uzun uzun seyredeceğim. Her sabah gülüşünden doğacak güneşim, gece ay ışığım gözlerinde parlayacak… Yılların yorgunluğunu ellerinin bir temasıyla unutacağım. Yaşanacak olan zamanın en değerlisi başlayacak. Ayrılıkların şimdi içimde bir yangın gibi. Baştan başa bir kor yığını halindeyim. Özlemek, beklemek, umut edip umutlarımla böylesine yanmaktan başka neye benzeyebilirdi…”
Büyük bir yanılgıydı bu içten içe hissettiğim. Umudumun beni ayakta tutmaya çalıştığı noktaydı. Bazen verdiğin karardır seni yücelten, bazen de esir düşüren. Yaşıyorsun ya da yaşadığını zannediyorsun sonra alışıyorsun, canını acıtan her ne varsa. Kimi için nefes almak yaşamak kimisi için de nefes almak yaşayamamak… Başaramamanın bedelini bir ömür boyu ödeyecek umutlarım.
