HATİCE GÜRKAN
Sağlam bir kasa meyvenin içindeki çürük elma batar gözüne, ki taze olan diğer meyveleri göremezsin. Başarı tıpkı buz dağları gibidir. İnsanlar görünen kısmının heybetine bakıp nelerle savaşıp neleri hiçe sayıp nasıl başardığımızı göremezler, belki de görmek istemezler. Sahip olduğumuzun en güzeli; sağlıkla dimdik ayakta durabilmek, kendi işini halledebilmek, kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmektir. Duygularımız, düşüncelerimiz, canımızı acıtan ama bir yerlerde ufacık yaşama sevinciyle yaşatan dünyaya olan bağlılığımız. Ani bir heyecanla en başından sonuna kuş gibi çarpan kalbimizle el ele verip ayağa kalkmanın zamanı gelmedi mi? Neydi peki bir türlü dile getiremediklerimiz? Kimdik biz? Kimliğini kaybetmiş, ne için yaşadığını unutmuş, kendini bulamamış, yokluğa savrulmuş insanlar mı? Bizi insan olmaktan çıkaran, benliğimizi kaybettiren, bunca acıyı yaşayıp her şeyi sineye çektikten, sonra insanlarla olan savaşını bitirememiş de kendisiyle mücadele eden, onurumuzu, düşüncemizi, duygumuzu hiçe sayan neydi?
Yaşadığımız duygusal boşluklardan arınmaya, “beni çok ararsın” diyen annelere, “bakalım bensiz ne yapacaksın?” diyen babalara, çocukluğumuzdan kalan acılara, veda etme vakti tam da şimdi. Aynada gördüğün o yıkılmış, bitmiş benliğini bırak bir kenara. Başarmak başlı başına “yapacağım” diyince başlayan uzun bir yolculuk… Evet ben bunu yapacağım, başaracağım… Beraber kalkalım düştüğümüz çukurdan, beraber kurtulalım bütün korkulardan. Bir çocuğun nedensiz yere mutluluğu, her zaman meşgul olabileceği bir uğraşı, elde etmek istediği şeye var gücüyle ulaşma çabası gibi olmalı bu kalkış. Başını alıp gitmek, bunalınca kaçmak olmadan kalkmak… Geride kalan hiçbir şeyden ve hiç kimseden beklentin olmadan yarınların güzelliğiyle artık geriye değil geleceğe, insanlık adına adımlar atmaya başlamak.
Geride bırak olanı, olmayanı, olmakta olanı. Güzel olan her şey bir gün yaşlanacak ama iyi insanlar yaşlansa da hep iyi kalacak. Bulunduğun anı tekrar yaşayamayacağını bilirsen, hayat sana daha anlamlı gelir. Anlam kat bütün geleceğine, yaşadığın anına. Mutlu olmak; herkesten üstün olmakla, mükemmel olmakla değil, kendini kimseyle kıyaslamamakladır. Kimseyi yargılamayan ol, kınamayan. Kınamadan önce aynaya bakan, kibiri günah bilen. Gücünün farkında olup dile getirmeyen, zalim olmayan. Acıyı azaltan, mutluluğu çoğaltan. Kaybettiğinde vazgeçmeyen, umutta inatçı olan. Sözün özü; İnsan taklidi yapan değil, insan olan…
