MERVE TUNÇKAŞIK
Bir heves var içimizde, hiçbir şeyi zamana bırakmayıp o an olsun istiyoruz. Sanki yaşantıları akışa bıraksak zaman insafsızca davranıp olmasını istediğimizi vermek yerine, elimizde olanı biteni alıp götürecek ve bize koca bir boşluk bırakacak. Zamandan çalıp tüketmeye çalışıyoruz, kaderin getireceklerini beklemeden yaşamayı ve o hissi tatmak istiyoruz. Zamansız birçok his, vakti gelmemiş duygular, kaçırdığımız yaşantılar diziliyor üst üste. Sonuç, hepsini yüklenen ruhumuzun üzerine sinsice sinmiş bir yorgunluk. Öyle bir yorgunluk ki bu yorgunluk ne kadar zaman geçer ve biter bilmiyoruz. Şifasız bir hastalık, dermansız bir dert gibi çöküyor ruhumuzun üstüne. Yorgun bir ruh ve kalbi sürüklüyoruz hayat boyunca. Tekerleri ve gazı problemli bir aracı yol boyu güç bela itekleyerek yol almasını beklemek gibi. Durup bir yerde problemi çözmeden, arabaya zaman vermeden eskisi gibi olacağını düşünüyoruz. Sonra ne yetişmemiz gereken yere yetişebiliyoruz ne de durup zaman kaybetmeyi göze alabiliyoruz. Yol boyunca hissettiğimiz tek şey yorgunluk oluyor. Zamansız yaşanmışlıkların manasız birikimleri bizi yaşamaktan alıkoyuyor. Hayat hepimiz için uzun ve farklı tecrübeler yaşamak için güzelliklerle, anlamlı derslerle dolu. Hakkımızda en hayırlı olanın zaten vakti geldiğinde yaşanacağını bilmek ve ân’dan kaçırmak yerine her ân’ı olması gerektiği gibi yaşayabilsek… Her şeyi “Her şeyin Rabbi” olana bırakabilsek. .. O’na güvenebilsek… Tüm yolculuğumuz boyunca gönderdiği mektupları okuyup anlayabilsek ve kâmil insan olma yolunda aldığımız mesajları hayatımızın önemli noktalarına sabitleyebilsek… Kendi içimizde “hayatın neresindeyim?” sorusuna cevap verebilmemiz daha kolay olacak belki de. Bütün yaşantıları üst üste biriktirmeyip hayatın içinde geleceği zamanı beklemek bize daha anlamlı bir hayatı yaşadığımızı hissettirecek. Yorgunluk yerini her daim heyecana bırakacak, yaşadığımız her his iyi ya da kötü olsun, daha derin anlamlarda olacak. Geriye dönüp baktığımızda bütün parçaların yerli yerinde olduğu güzel bir tablo göreceğiz. Arasında sabrın, tevekkülün, şükrün, inanmışlığın birleştirdiği değerli parçalar…
