ÖMER FARUK BURAK
Birden susar kainatın susadığı karanlık
izbeye salınan dünyanın nemalandığı
buruk türkülerdir
haybeye vurulan soğuk yalnızlık.
Bilinmezse merdiven altında kırlangıçlar
eşiğin olur
bir yağmur çıkagelir
ansızın soğur gözlerim
albatrosu sustururcasına
Şimdi bir ukde mi beslemeli
yetişkin ağaçlar gövdesinde
Ayaklarıma su çarpardı
koca bir denize alışmış gibi
içinde anafordan kaplama çingene
Sayardı adımlarını
taşmış damlalarını saklamak istercesine
sırtında alımlı bir bıçak yarası
alnında nutku tutulmuş bir portre
Sen, şarkıları duyar mısın albatros
bilirim
albatrosların ayaklarından kurşunlar geçmeli
gelmeden son habercinin celladına
hediye edilmiş fotoğrafı
biri çıkmalı işin içinden
seneler, mavi kıyıların süzgecinden geçmeli
hareketler atılmalı okyanustan, gölden
Sonra bir ses duyulmalı
yaprakların utandığı o buğulu sesten
caddeler karartılmalı
insanlar azad edilmeli
yedi tepeli, kalabalık şehirden
