MAHMUT CİHAT

Kaybediyoruz efendim. Evet, kaybediyoruz! Giderek her şey azalıyor. Yok oluşa doğru sürükleniyoruz. Lütfen, yok oluşun ayrımı olmaz, kitleler halinde, siz de buyurun. Hem kötü hem iyi olan şeylerin bir ömrü olduğunu düşünerek kendimizi avutuyoruz; elbet bugünler de geçecek diye. Ancak iyilik kişilerle sınırlandırılmışken kötülük bir saltanat halinde süregeliyor. İyiliğin sesi her ne kadar güzel olsa da kötülük korosunun karşısında cılız ve ne yazık ki yetersiz kalıyor. İşin kötü yanı ise bir taraf kazananı, bir tarafsa kaybedeni oynarken, her iki taraf da kaybediyor. Ama bazı şeyleri, bazılarına anlatmak suya yazı yazmaktan farksız olduğu için kazandıklarını zannedenler yanıldıklarının farkına varamıyor. Son pişmanlık fayda eder mi? Bilemiyorum ama bilenler varsa sahneye alabiliriz. Kanaatlerini açıklamakta özgürler ama bir takım şartlarımız var. Bir şeyleri ya da bir yerleri gıdıklamak, kabuk bağlamamış yaraya tuz basmak ve özellikle zülfü yâre dokunmak tehlikeli ve yasaktır. Bu kurallara riayet edenlerin düşüncelerini memnuniyetle kabul edebiliriz.

Tüketiyoruz! Her şeyi ama her şeyi tüketiyoruz. Dünyada dibini sıyıracak dahi mutluluk kalmayana kadar çalışıyoruz. Evet biz çalışıyoruz, yanlış duymadınız. Öyle bir zaman gelecek ki ağaçların yapraklarından, derelerin sularından, güneşin alazından dahi mutluluk bulamayacağız. Yakında 36 ay vadeyle mutluluk satanlar peydah olursa şaşırmayın derim. Ama zannetmiyorum, elden taksit de almazlar. Ne malum, mutluluğu bulanların bir daha ödeme yapacağı, değil mi ama? Ayağı yorgana göre uzatmanın devri de eskilerde kaldı. Devir artık pire için yorgan yakma devridir! Ama korkmanıza lüzum yok diyorum ya yok oluşa doğru gidiyoruz diye. Yakında yorgan gidecek kavga bitecek…

Nasihatlerle örülü evlerden çıkan herkes, aklımda diyerek çıkacak. Yavan hayattan imtina ile sıyrılıp yaban hayata adım atacaklar. İnsanlar, artık sincapların zulalarını patlatacak. Timsah gözyaşları masallarda kalacak, alaca karganın rengi solacak. Hamam böceklerine pek bir şey olmaz ama uğur böceklerinin nesli tükenecek. Böylece giderek daha çok kaybeden insanlık “En büyük kaybedenler, en iyi öğrenenlerdir.” sözünü öpözlü söz olarak anayasalara dahil edecek. Ama ne yazık ki insanlığın kendine attığı bu çalım, yalnızca yaklaşan hazin sonu ötekileştirme çabasından ibaret kalacak. Ve bütün çiçekleri solduracağız. Yalnızca cezayir menekşeleri kalacak. O da bizim kendi kendimize ironimiz. Hiç bir şeyi ciddiye almayanların boyunlarına layık en son ve müstesna çiçek olarak kalacak…


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin