AMİNE ARSLAN

Beklemek, saksıda ekili çınar ağaçları gibi
Beklemek, önü dağlarla örülü kavuşma arefesi
Ve uzun yorulmaz kıyamet günlerinden geliyor sesi.
Ateş püskürüyor saçlarına, nar ağaçlarına aşkla bakıyor,
Tutuyor baharı incecik bileğiyle.
Ve gökyüzünü kıskandıran gözleriyle
Bir bakış atıyor ayrılık ülkesine.
Henüz kapısında kefen giymemiş sevda,
Masalların Şehrazat’ı, boynunu uzatıyor cellada.
Şehriyar, bir ülkeyi ihanet kasırgası altında eziyor.
Bin masalın seherinde, sevda ölümsüzlüğü içiyor.
Türk diyarından buy-i ezhar sarıyor her yeri.
Feryad sesleri yükseliyor kızgın güneşin altında
Yollar ikiye ayrılıyor, çağırıyor seni ölüm.
Mavi bir ateş-i hecr gözlerinde gördüğüm.
Beklemek, imtihanlara sarılı ihtimal elbisesi,
Beklemek susuz kalmış toprağın ağaçlara veda busesi.
Ve beklemek, ateşten sıcak, acıdan yorgun, gözyaşından serin.
Kurşundan ağır, baldan tatlı, ölümden derin.

Beklemek, yağmursuz gökyüzüne şemsiye tutmak gibi,
Derin sessizleri uzun yollarda bırakmak gibi.
Sanki dolup taşmış da ağlayamamış bulutlar,
Serçe yuvası gibi rüzgarın savurduğu umutlar.
Nafile tutmaz dizleri yalnızlığın,
Korkak bir akşam vakti, önden yürü hatıralar,
Sevdalılar mezarlığına bir bilet alır.
Bekler bekler ve acının gölgesinde uyuyakalır.


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin