HATİCE GÜRKAN
İnsan savaşını en çok aklında bildikleri ve kalbinde hissettikleriyle verirmiş. Bir yerimiz varsa bu dünyada, her şey insanca olmalı, sevmek de yaşamak da ölmek de. Bu hayatı yaşamak, bu hayatta kalabilmek ne kadar güzel bir bilseniz kıymetini. Kelimelerinin yetmediği, yutkunamadığın, çaresizliğin en uç zirvesindeyken tutunduğun yerden başlar mucizeler. Elindeki ip tam kopmak üzereyken düğümlediğin yerden başlar kaderin güzellikleri. Sadece iyi olmak, kendinden emin olmak yetmiyor ayakta kalabilmeye, kötüden de uzak durmak gerekiyor. ”Ne darılacak kadar güvenin insanlara, ne de gönül koyacak kadar sevin. ” Telaş etmeye gerek yok hiç, kimin kimi kaybettiğini yarınlar gösterir her zaman. Bir insanın gerçek kimliği dışarıdaki insanlara nasıl davrandığıyla değil, ev içindeki davranışlarıyla ölçülür. Dünyadaki en acı verici şey; emeklerinin ziyan edilmesidir. Ziyan edilmeyecek insanlara denk gelsin ömrümüz. Sen unutacaksın bir gün yaşadığın bütün olumsuzlukları, terk edeceksin bütün yalnızlıkları ama bedenin unutmayacak. Bedenin hep hatırlatacak yaşadıklarını. Durduk yere kendini çok kırgın, yorgun ve hüzünlü hissedebilirsin. İçinde birikmiş olayların ruhuna yansıması bu. Verdiğin tepkilerinle, doğrusunu bildiğin yanlışlarınla debelenip duracaksın. Elinden geldiğince güzel yaşamayı deneyeceksin, insanların Allah’a şikayet ettiği değil emanet ettiği olabilmek için. Tam da kimsenin sana güvenmediğini hissettiğin anda, çok şey başaracağına ve her şeyi düzeltebileceğine inan. Çok şey başaracaksın. Dalga geçtikleri, küçümsedikleri, inanmadıkları o anda sen bütün bunları başaracaksın. Hiçbir şeyin seni yıkamayacağına, kararlarının ötesine geçemeyeceğine inanmalısın, inanmak başarmaktır. İnanmak kaybettiklerine tutunmadan yeni şeyler kazanmanın anahtarıdır. Gurur yapmaya, nefret etmeye yer verme kalbinde. Unutma bugün varız, yarın yok. Dünya bir gamhanedir, imtihanın nereden geleceği belli olmayan ama sonunda biteceğinden emin olduğumuz bir gamhane… Her şeyi tek başına atlatabilirsin, kimseye ihtiyacın yok. Tek başına mutlu olabilir, tek başına hüznünü atlatabilirsin. Kötülüğün hilesi zayıftır ve sonunda kaybetmeye mahkumdur. Bütün bu kavgalardan, badirelerden, buhranlardan sonra iyi olanlar kazanacak. Göz yumdukça sahte dostluklar kazanmaktansa, hakikatlerinle gerçek dostların yanında olduğunu göreceksin. Hayattaki en kötü şey seni yalnız hissettirenlerle bir arada olmaktır, yapayalnız kalmak bundan daha iyi hissettirir. Hz. Ömer’in de dediği gibi; “İnsanlara açığa vurdukları halleriyle muamele edin. Kalplerinde olanın muhatabı Allah’tır.” Çalış, başarılı ol, insanlığa fayda ver ama bu hayatı ve kendi benliğini gözünde fazla büyütme. Çünkü elinde kalan erdemli davranışların ve amellerin olacak, başkası değil. Başını yastığa koyup, gözlerini kapattığında aklına gelen sorular, vicdanını tırmalayan hatalar ve yalnız bıraktığın çaresizlerle baş edemeyeceksin hiçbir zaman. Vicdan ve merhamet insanı insan yapan tek gerçeklik. Bu yüzden yanlış yapmadan önce defalarca düşünmen gerekecek. Vicdanını sızlatmayacak, uykularını kaçırmayacak, kimsenin yarasını deşmeyecek sözlerin ve davranışların olsun. Bazen delirecek gibi hissediyorum, nedenler ve ne içinlerin arasında kaldıkça. Her insan yanlış yapar kimi kendine, kimi kaybettiklerine. Kaybetmek bu dünyaya mahsus bir şey olmamalı, sonuçları nedenleri her ne olursa olsun canını yakan her şey karşımıza çıkacak gibi… Yaşanmışlıklar ve yaşanacaklar insan bedeninin her bir köşesinde ayrı ayrı kabuk tutmuş, ama iyileşememiş gibi. İyileşir mi, iyileşecek mi muamma. Tek bir gerçek var o da yaşadıklarındır seni olgunlaştıran.
