AYŞENUR ÖZDEN

Ben neden ısrarla hüzün kokmak istiyordum? Biliyordum oysa bir bahar sabahı odaya dolan ışıklarla ve kuş sesleriyle sabahın tadını çıkarmayı. Ağladıklarım bir zaman sonra gülmeyi gerektirmiyordu ama eskiyi anıp şimdiyle huzur dolabiliyordum. Mutluluğu okumak, gerekli bir şey gibi gelmiyordu çoğu zaman. Birinin zihin duvarlarında arkeolojik kazı yapmak buna benzemiyor gibiydi. Ki zaten bu devirde kimse kimsenin zihninde sunulandan fazlasını göremiyordu. Özgürlük, özgürlük! diye lafını en çok ettiğimiz kelimenin aslına hiç varamıyor, aksine onu zehirliyorduk. Düşüncelerimi durduruyor, bir sonraki cümleyi hep bu yüzden değiştiriyordum. Hem üzerine düşünülmemek hem de bir kapı pervazından sızmak istiyordum içeri. Kepenklerimi indirişim sırf bu yüzdendi; beton duvarlardan sızanlarla direnmek anlamsız kurallara. Gizemli değildi söylediklerim, aksine tiksinti ve yorgunluk uyandırıyor gibiydim. Günümüz güzellik algılarına da pek uyum sağlayamıyordum zaten. Pürüzsüze duyulan arzu ve yazdıklarımın ele batışları istenilen güzele kavuşmaya mani oluyordu. Bazen güzelliğini bozacak şeylerin nedenini sorgulamaktan bu yüzden geri duruyordum. Hem kurulu düzende bana göresinin ne önemi vardı? Ve sessizlik. Soruları hep başından susturuşumuz bundan olsa gerek. Öğretilerimiz bir başkasının sus demesine gerek bırakmıyordu. İcat çıkarmaktan böylelikle geri duruyorduk.
Kavgalıydık. Yine de susmanın verdiği rahatlık bize batıyordu. Diken üzerinde yaşamak belki de vicdanlarımızın konfor alanıydı. Böyle böyleyken yaşamak için iyisi mi, dengeydi. Denge şart tabi.


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin