MERVE TUNÇKAŞIK
Bir dağın karanlıkta kalan heybetine dalıp gidiyordum. Düşünceler bir şiirin fon müziği gibi arka planda akıp gidiyordu. Zihnim, geçmişten gelen, daha doğrusu hiç gitmeyen o fikirleri her daim taşıyordu. Zamanın sonuna yaklaşmış gibi, bir şeyler yitip gitmeden eldekileri değerlendirme çabası ve pişmanlıklara yer bırakmamak için boşlukları doldurma telaşesi, zihnimi ve ruhumu bulandırıyordu. Sorular derdime derman olmanın yollarını arıyor ve hiç bitmeyecekmişçesine akıyordu zihnimin her köşesine. Soruyordum kendime: Ne için vardım şu anda burada? Ve ne için biriktirmek istiyordum onca şeyi? Zaman hızla geçmiş ve sorularımın cevapları bir kitaplığın önünde can çekişip mazimde bana yol gösteren birkaç sayfanın arasına saklanmış öylece beni bekliyordu. Hatırlanmayı, tekrar güneşi görüp hayat bulacağı günleri bekliyordu. Mazim bana beni hatırlatıyordu. Kağıdı, kalemi şahit tuttuğum o günlerin kokusu geliyordu. Ne çabuk unutmuşum her şeyi. Sersem bir fikir karanlığı kaplamış her yanımı. Halbuki hiç yanımdan ayırmadığım düşüncelerim var sanıyordum; beni hayata bağlayan, bana canlıklık veren. İlerlemekten vazgeçtiğimde daha fazla ilerlemem için bana destek olan fikirler. Yine aynı sorular… Ne için vardım şu anda burada? Ve ne için biriktirmek istiyordum onca şeyi? Yavaş yavaş dağılıyordu seyre daldığım karanlık. Hava aydınlanıyor ve canlılığın sebebi olan güneş kendini gösteriyordu. Her yeri aydınlatan, insana neşe veren bir güneş vardı dışarıda. Peki ya içimde güneş gibi parlayacak hangi fikir vardı? İçimdeki karanlıkları dağıtacak ve bana nefes olacak hangi fikir vardı? Aklıma bir zamanlar kime ait olduğunu bilmediğim ve defterime yazdığım şu söz geldi: “Eğer burada durup daha ileriye gitmeyeceksek, buraya kadar neden geldik?” Bazı şeyleri hatırlamak ya da hatırlatacak şeylerle meşgul olmak en büyük karanlıklara engel olabilir. Kendime sorduğum sorulara yanıt bulmuştum. Artık nerede olduğumun bir önemi yoktu. Buradaydım, ama önemli olan; nerede olacağım ve yol boyunca neler yapacağımdı. Yolda olmazsam burada olmanın da bir anlamı yoktu.
