MERYEM BİNİCİ (Bişnev Dergi 2. Sayı Sonbahar 2021)

İçtiğim sular kurutuyor gönlümü

Bir çöl sıcağını çağıyor duyduğum tüm sesler

Benim sandığım ne varsa, “sandığım” dan ibaret

Vahaları çağırıyor serabın içinden yükselen sesler

Elime aldığım ne varsa geride bıraktığımdan ibaret

Tüm mücevherler yastık altı edilmiş kaz tüyü gibi

Ben tüketim tarihi geçmiş nimetlerin mahrumuyum

En sevilen melodiler bile zamanla eskir kulaklarda

Çarkına direnen yelkovana sadık dost olur muyum?

Bu dünya çölünde berrak bir vaha bulur muyum?

İçtiğim sular kurutuyor gönlümü

Kim duyabilir diline ket vurmuş dilsizin sesini

Gece olunca sen, güneşi uyuyor mu sandın?

En vahşi katil dahi ödemek ister kefaretini

Sen duymayınca karıncalar konuşmaz mı sandın?

Vakit geldi ve yetiştiğim toprağın suları çekiliyor

Denizde yaşayan balıklar bile susuzluk mağduru

Meyveler henüz olgunlaşmadan pazara çıkarılıyor

Değişmiyor; bugün dünün, yarın bugünün mağduru

Düzen bu serkeş düzensizliği intizama çağırıyor

İçtiğim sular kurutuyor gönlümü

Neden durmuş saatlerin derdi benden soruluyor?

Meczup çöldeki en serin denizi yana yakıla ararmış

Her masumun içindeki çocuk bir ihtiyar doğuruyor

Gamsız kel kafanın dahi saçı zamanla beyazlarmış

Tüm heybeler delinmiş de dikiş tutmuyor sanki

Ben eskitilmemiş antika saatlerin mağduruyum

En yeni heybeler bile eskirken omuzda bir çırpıda

Bu serabın içinde sağlam bir heybe bulur muyum?

Bu dünya çölünde berrak bir vaha olur muyum?


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin