SENANUR DENİZ

Tek bir şey, tek bir şey olmalıydı. İnsanın yaparken huzur bulduğu, doğrunun yanlışın olmadığı, kendiyle başbaşa olduğu ve bunu yaparken mutlu olduğu bir yeteneği olmalıydı. Gerçekten güzel yaptığı, içinde kaybolduğu ve bu kaybolmuşlukta iyileştiği gizemli bir dünyası. Adale’nin kemanında akan do re mi notalarının kurduğu hakimiyet belki bu. Parmaklarından akan kan damlarının oluşturduğu ritmin hikayesini resmeden, Omara’nın tuvalde bıraktığı çizgiler de olabilirdi. Belki de Albina’nın çıktığı en yüksek notaydı. Sadece şarkı söylemek değil de haykırmaktı; isyanını, acısını, hayallerini, kaybettiklerini, kazandıklarını… Albina’nın içine çeken gizemi haykırdığı şarkıydı belki. Belki de. Ama o şarkı içinde kendini bulanlardanım. O yüksek notayım. Özelde ise ne iyi bir şarkı söyleyebildim ne ressam olabildim ne de bir virtiöz makamının yakınından geçtim. İyi bir insan olma yeteneğine sahip de değildim. İyi bir kul olma haddine sığınacak densizlikte hiç değildim. Kalem dostum sayfalarsa soğuktan, ayazdan beni koruyan duvar, battaniye, ev, ocak, çorba, suydu. Kendimi bulduğum devrik cümle dünyam, huzur hissettiğim atmosfer bir fiilimsi ekiydi. Huzurum ekteydi ve onun iki cümleyi bağlayan olduğunu biliyordum. İkiliği değil, tekliği sağlayan böylesi nadide ek hayat kılavuzumdu. Biliyordum ki bu hazinenin boynu bükük bırakılamazdı. Çiçekler gibi sulanmayı, sevilmeyi hak ediyordu. Yazmanın çekiliciliği buydu benim için. Notalar üzerinde gezinen parmaklarım yoktu. En yüksek notaya kadar ulaşacak güçte sesim de yoktu ama beni duyuracak kalemim vardı.

Zaman öyle vefasız ki tüm hışmıyla ardına bakmadan ilerliyor. Gelişip gelişmemek senin elinde. İster bulunduğun yerde kal ister yolunu bul ve devam et. Düşüp düşmediğine, dizinin kanayıp kanamadığına bakmadan yürüyüp gidiyor. Bizim gibilerse arkadan bakmakla yetinip kaybediyor. Acılarımızın bahanesiyle, gururumuzun kapalı kapısı ardından yol ortasında kalakalıyoruz. Ortasında kaldığım yolun sağı çöl, solu kasırga, arka ve önü karanlık bir oda. Bakıyorum zaman yine öyle almış başını gitmiş. Ben ardından bakmaktayım. Elimde tamamlanmayı bekleyen garip bir ek. Çöle mi bırakmalı, kasırgaya mı salmalı, karanlık bir odada ileri geri mi gitmeliydin? Seni bilmiyorum hangi kötünün iyisine emanet edebilirim, hangi kötüyle iyiyi tamamlayabilirim?

Kendim olmayan dünyanın karmaşasında hangi yeteneğe dahil oldum da üç noktaya mahkum edildim. Nokta koyacak güç yok bende. Zayıfın kalemi kurumak zorunda. Sayfa bitmeli, hikaye sonlanmalı. Elimde bulunana hakkını vermeli, zamanın kucağına bırakmalıyım. Çivilendiğim durakta kalmak kaderimin cilvesiydi. Gelen ve giden arasındaki ek bendim çünkü. Geçen zaman beni tamamlayan noktanın kendisiydi. O noktanın önünde gelene meraklı, gideni beklemekteyim.


“ZAYIFIN KALEMİ” için bir cevap

  1. KÜBRA ÖZOĞUL Avatar

    Kaleminize sağlık Senanur Hanım. Tek bir şey olmalı insanı mutlu eden gerçektende öyle tek bir şey olmalı insanı mutlu eden 😊

    Liked by 2 people

Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin