..23:30.. /

Yedi düvelin sessizliğinde çırpınan çığlık, Ay geceyi tepelerken,

tepelerden bir nara gibi sızıyor gönlüme ışığı.

Renkli unutulmuşluklar silsilesinden kopunca bir harf,

eksik yanlarımdan kermeler kalkıyor,

kan yol buluyor,

yolsa bir an.

An oluyor, anlatılmıyor.

Sokak kenarlarına dizili bir kaç satıcının cılız sesine tutunup, savruluyor yokluğunda kalbime vuran sesler.

Şafak uzak evet, Ay yüksek,

gün gibi bir gece,

gece gibi bir yaşam.

Bakma bu martavallarıma,

sen ordan bir gülsen, ben sersemler, burda günlerimi bahar ederim,

gökkuşaklarına binerim, acemi jokeyler gibi.

Üstüme siner renkler, sarı bakar, yeşil konuşur, mavi kokar, kırmızı gülerim,

en siyahta bile.

Sonra gökkuşağından çekip alırım renkleri,

gökyüzünde maviden, eser miktar eser,

yeryüzünde turuncudur, gözünün alabildiği her yer.

Neyseli cümlelerin yapraklarına tutunan gururum, nasılda basıp düşüyor her seferinde,

ayakkabı bağcaklarına yapışan kırılmışlıklara.

Olsun sen güldün ya,

renk geldi renklerime..


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin