..22:00.. /
Sonra döküyorsun işte, içini içindekilerle, yine içinden içine. Kaba koysan almaz, kaba saba bir şeyler zaten, sokakları kaplarda, avucuna saklanır korkusundan.
Dört mevsimli baharlardan, kış gecesinden kurtulmuş karanlıklara, ayakkabında delikten girer üşüme, zihninde köşe bucak talan eder.
Anlamsızlıklarımla anlamlandırılamamanın anlamsızlığını çözmeye çalışarak emekliliğimi doldurdum, prim fazlasıyla. Şimdi cildim idare eder de, ruhum üç tur döndü yaşamı.
Yoruldum, kendi kendimle kaldığım zamanlarda harcadığım kendimden, kendime kalmayanlardan yoruldum.
Tırnaklarımdan sökülen sızıları, toplamaktan yoruldum.
Kaç promil sarhoşluktur bu yaralarımdan içtiğim yalnızlığım, kaç güneşi batırır efkarlı ufka.
Döner başım, başımla döner umutlarım, uydu misli döner işte, kurulmaz bir türlü yörüngesine.
Fişi çekilmişte, inadından üretiyor sanki elektriği, masum topuklarında kan birikintisi, gözlerinde sel sele herşey,
ne günlerden çarşamba, ne Cumartesi’den bir bilgi..
