AMİNE ARSLAN (Bişnev Dergi 3. Sayı Kış 2022)

İçimde bir mezar yetiştiriyorum. Güzel kokulu güllerin bile tesirini yitirdiği bir belde. Öyle ki ne toprak ne su kuru bir manadan öteye geçememiş. En sevdiklerini bıraktığın, gömdüğün, suladığın bir diyar. Sanki cihanın bağrında açılan bir kara delik başlangıcı, göğüs kafesimde olan. Ruhların, bedenlerini ve güzelliklerini terk ettiği bir çöplük içim. Bu çöplük kokuştukça yüzümde bir kara umut lekesi. Söz yaşı akıyor, kelimeleri mezar taşlarından çalınmış destansı türkülerin yanlış ve yanmış sızısı. Gözümde tüten, ruhumun ateşsiz de yanışı. Belki içimizdeki tahta kurusu bir hayat muştusu. İçimde hiç doğmamış bir bebek ağlamak istiyor.

Beni terk etme. Yeterince aktı yalnızlık vadilerinden sızarak yeryüzü bir atlas, haritalarda direndi söz yaşım. Dudaklarımdan boşalarak, “ Eşhedü” şahidim. Toprağın, ölümün, insanın Rabbine. Amenna! Toprağa dikilmiş ceset tanesi gibi ağaçlar. Ordu kurmuşlar yanılmışların ülkesine. Tüm bu zehir vadisine karşı. Ayakta, dimdik, göğü selamlarcasına sefere çıkmışlar. Kökleri anne duası gibi sabit, dalları kılıç kuşanamayacak kadar ince. Yürek yaralayamazlar ki onlar. Olsa olsa kuşlara yuva olur. Taşlansa da meyve verir onlar, yeşermemiş umutlar gibi değildir. Ölüler gülemez ki, ağaçları görseydiler?


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin