MERAL YILDIZ

Kendinize bir soru sorun ben yaptıklarımla, seçtiklerimde, düşündüklerime ben miyim? Yoksa gördüklerim duyduklarım ya da birilerinin yönlendirdiği kadar mı benim?

Yaşadığımız çağa hangi ismi verirlerse versinler, onu hangi gelişmişlik sıfatlarıyla yüceltirlerse yüceltsinler büyük bir hızla bir esfele safilin olma çabasına düşmüş insanların yaşadığı bir zamandayız. Gerçek alemde yaşadıklarını zannedenler aslında sanal aleme hapsolmuş birilerinin parmakları ucuna bağlamış mutluluğu, başarıyı, amaçlarını.

Sohbet etmek artık lüks oldu. Neden mi?Algılar kapalı gözler bir ekrana kilitli oradan gelecek bir beğeni haberiyle meşgul gönüller. Teknoloji muhteşem ve göz kamaştırıcı bir edayla gelip elimizden kitaplarımızı alıp yerine avuçlarımıza daha renkli daha ilginç merakları cezbeden bizi peşinden sürükleyen kendisi küçük etkisi büyük bir oyuncak koydu. Öyle bir oyuncak ki onu küçük büyük yaşlı genç demeden bırakamıyoruz elimizden. Elimizde telefon, sanal alemlerde ordan oraya gezerken ömür sermayemiz anbean kayıp gidiyor avuçlarımız arasından.

Paylaşılan bir resim ve altında yüzlerce beğeni tanımadığımız onlarca insandan gelen yorumlar acaba kaçı doğru kaçı öylesine söylenmiş içi boş samimiyetsiz cümleler hiç kendinize sordunuz mu?

Birinin yaptığı bir paylaşımın ardından bir bakıyorsunuz geniş kitleler halinde herkes aynı olayın başkahramanı oluvermiş. Neyi neden yaptığının farkında bile değil.
Üzüm üzüme baka baka kararırmış ancak bu kararma olgunlaşma gelişimini tamamlama manasında. Biz de birbirimize baka baka karardık ama yanlışı tekrarlama adına. Mahrem olan evlerimizin kapılarını tanıdık tanımadık herkese ardına kadar açtık, yediklerimiz içtiklerimiz ayrı gitmiyor tadı kokusu gitmese de. Ama görüntüsüyle büyülüyoruz gözleri gönülleri.

Gerçekten biz bu muyuz? İnançlarımız ahlakımız, gelenek göreneklerimiz asimile olurken kendi benliğimize bu kadar yabancılaşırken cevabını bulamadığım bir soru gerçekten biz bu muyuz? Dünyayı ayaklarımız altına seren teknolojiyi o kadar amacı dışında kullandık ki namlusunu kendimize çevirdiğimiz bir silah haline getirdik.

Tertemiz bir bebek dünyaya geliyor bir vaftiz edilmediği kalıyor bir düğün yapılıyor bi rahip yok nikah masasında!Kimin örf adetlerini sahiplendik biliyor muyuz?

Size bir tarih bilgisi Asya Hun hükümdarı Mete Çin’le savaşıp kazanıyor ancak onu kendi sınırlarına katmıyor neden mi?Asimile olmamak için. Biz bugün elimizdeki teknoloji ile sınır tanımıyoruz, hayatlarımızda artık biraz Hint biraz Asya biraz hristiyan inançları yerini almış bile.

Seçici olup kendi inançlarımıza sahip çıkma vakti geldi de geçiyor bile. Rabbim bizlere uyanmayı kendi değerlerimize sahip çıkmayı nasip eylesin

Selam ve dua ile…


Yorum bırakın

BİŞNEV DERGİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin