NUH PORTAKAL
Ölüler diyarında yürüdüm bugün
Ayaklarımın altında kimsesiz kemikler
Birkaç taşla örülmüş bir metrelik evler
Kurumuş çamlar korkuluk gibi
Şekilsiz dallarıyla bekçisi çarpık taşların
Delinmiş ibrikler yorgun susuzluktan
En gösterişlisi en zenginin
Üzerindeyken toprağın
Hak yemekten
Böbürlenmekten
Gösterişten kibir abidesi
Şimdi mermeriyle caka satıyor
Çürümüş bedeni kurtların sofrasıyken
Beyi, ağası gitti
İsmini de siliyor zaman
Taşın üzerinden
Toprağın verdiğiyle doymayan insan
Toprağa veriliyor insan tarafından
Belki de ödeşmedir bu
“Al doyuramadığın senin olsun!”
Kara demek bundandır belki
Kibirle dolu bedenler koydukça
Kararmıştır toprak
Ölüler diyarından geliyorum bugün
Çiçek, nurlu ya da gül tenler de vardı elbet
Ama yetmiyor ağartmak için geceyi
Tıpkı beyaz mermerler gibi
Tek oda, soğuk, kutu gibi beyaz evler
Ne gelenden ne gidenden bihaberler
Ölüler diyarından geliyorum
Ölü diyarlardan geçip
Gidiyorum.
