HAKAN AYDIN, BİŞNEV DERGİ 1.SAYI YAZ 2021
Bin Dokuz Yüz Doksan Beş
Teşrin-i evvel der eskiler. Yani; dallarından henüz düşenlerin, ebedi istirâhatgâhında suyunu bırakmadan, balçıkla bal olmak üzere, üzerine düşen kar tanelerinin ekşittiği mevsim: Ekim! Ay mı derler buna yoksa… Acaba bu aya ben mi ekim? Elbet var, var olmanın doğuracağı varlıklar. Doğuracak dediysem vesile olunacak varlıklar. Var olmaya değer miyim ya da var olmalı mıydım? “Bana sorsan var olmamalı, doğmamalıydım” der bedbin ve asi beşer. Hâlbuki var edenin var etmesine onca hamd ederken, bu söz şeytanı şehvete getirmek değil de nedir? Kim kendi doğumunu güzel gördü ki acaba? Daha doğrusu kendini ölümlü gören güzel, varlığını izah edemeyen doğumunu tartışıyor. Bu ne akıl dolu ikilem. Arıyor olduğun şey, burada hiç bulamayıp yine de hep arayacağın şey. Aslında bulursun da önce kendinden, özünden başlamalısın.
…
