İNCİ KIROK
Gittikçe gitmeyen şeyler için tedirgin oluyorum; hiç tanımadığım gelecek için, tanımaya çalıştığım insanlar için ve kendim için. Neden mi? Birileri zenginlikten delirirken birileri açlıktan öldüğü için. Saçma sapan televizyon programları mutasyona uğramış ahlaksızlıkları değerlerimizmiş gibi gençlerimize empoze ettiği için.
Gittikçe kaosa sürükleniyoruz. Ülke; zenginler, fedailer ve köleler olarak gruplara ayrılmış. Her şey meşrulaştırılıyor; katliamlar, haksızlıklar, kumar, içki ve eğlence. Herkesin yanında bir sevgili ve bele sarılı yabancı kollar… Aslında biz gittikçe batıyoruz; hayatında hiç ders vermeyen insanlar müfredat belirlediği için, ehil insanları cahil insanlar çarmıha gerdiği için. Her şey bir şey için ama onura, gurura ve milliyetçiliğe dair bir şey kalmadığı için…
Farkında mısınız her şey elimizden gidiyor; çocuklarımız, geleceğimiz ve geçmişimiz. Hiçbir şeyi kontrol edemez hale geldik. Dövüyoruz, yıkıyoruz, kırıyoruz… Biz gittikçe kaybediyoruz; insanlığımızı, duygularımızı. İnsanlar dini sadece kullanır oldu. Birer canavar olduk hepimiz. Peki biz bu hale nasıl geldik? Hiç sevmediğimiz halde insanlara sizi seviyoruz dediğimiz için mi acaba? Bizler gaflet uykusuna yattık. Namaz kılmayı, oruç tutmayı, kapanmayı cennete gitmek için yeterli sandık. Taş benzetmesi dahi yapamadığımız bu kalplerimiz sanmayı gerçek olarak gördüğümüz taassuplarla kirlenmiş, kördüğüm olmuş halde. Siz hiç düşündünüz mü, o kirli kalpleri cennet nasıl kabul eder?
Geçmişte bir anı olarak kalmayı yeğleyen değerlerimizi bu zamanın modern sokaklarına davet edemeyecek kadar kirliyiz. Çünkü Eşleriniz sizleri beklerken sizler, kahvehanede kumar oynamayı seçtiniz. Anne ve babanız size güvenirken sizler, sevgililerinizin evinde yatıp kalktınız. Çocuğunuz hastalanırken sizler, bir sigara yakıp hayata küfrettiniz. Çocuğunuz günümüz dünyasında kaybolurken sizler, aranızdaki uçurumları arttıracak başka sohbetlere daldınız. Başkalarını sevmediğiniz halde binlerce kez umut verdiniz. Sevdiklerinize cenneti vaat edip cehennemi yaşattınız. Bırakın gerçeğin yakasını, o pis ellerinizle…
Bizler gerçeğin gölgesine olsun, inanmak isteyen insanlardık. Şimdilerde hayaline bile yaklaşamayacak durumdayız.
