AYŞENUR ÖZDEN (Bişnev Dergi 2. Sayı Sonbahar 2021)
“Hayat duruyor, geçen biziz. Biz geçerken, gelip geçenlerin birikimleriyiz. Birikirken içimizden dökülenleriz.”
Dünya telaşından biraz olsun sıyrılmak için yaptığım şeylerden biri de Youtube’de çok duyulmamış şarkıları keşfetmek ve bir yerlerde benim gibilerinin yazdığı yorumları okumak. Yine düşüncelerde kaybolmak, kendimi ve bendekileri hafifletmek amacıyla gezinirken rastladığım bir parçaydı dinlediğim. Korku, öfke ve kırgınlık yüklü yüreğimi sakinlerken düşünceler sarmaladı bedenimi. Bir şeyler ölürken fikir, insan, duygular… Ardından yeni bir şeye gebe kalıyor hayat. Korkuyu anarken bir yandan; bahşedilmiş yeni bir güzelliği kutlayabiliyoruz. Unutmuşken gülmeyi, ağladıklarımıza hoşgörüyle yaklaşıyoruz büyüdükçe. Hasta yatağında vadenin dolmasını bekleyen bir yaşlının başucundaki kadının kollarında bir aylık bebeği varken, “İşte hayat, biri giderken diğeri geliyor.” cümlelerini işitiyor kulaklarımız. Kadife sesiyle bir kadının okuduğu bestenin verdiği hoşluk hali ile hayatımızdan akan her güzellik ve keder anı tebessüme bırakıyordu beni ve ben gibileri. Bir, iki, üç derken güzel bir yoruma denk gelmiştim nihayet, “Hayat duruyor, geçen biziz. Biz geçerken, gelip geçenlerin birikimleriyiz. Birikirken içimizden dökülenleriz.” Ne garip bir vakit şu ömür denilen şey. Aklımızın ucundan geçmeyecek şeyleri yaşarken yine de huzuru hissedebilmek ne garip. Yazılarımda üstü kapalı da olsa sürekli değindiğim bir mesele ki, teslimiyetin tesellisinde soluklanmak… Ben tam da bunları düşünürken yine bir yorum, “Sonra dedim ki; her şeye rağmen, herkese rağmen içimize koyduğun şu hüznün huzuruna şükürler olsun Allah’ım.”
Yazılanları, herkese açık fakat gizemli bir günlüğü bulmanın heyecanıyla okuyordum. Odamda, sokak lambası eşliğinde bambaşka bir dünyaya kapı aralamıştım yine. Lise çağlarında okuduğu kitaba devam edebilmek için teneffüs aralarını dört gözle bekleyen gencin heyecanını bilirsiniz, işte tam da öyle bir şeydi bu yaşadığım. Bahsettiğim bu güzelliklere hangi kanalda denk geldiğimi yine bir alıntı ile söylemek isterim. “Hissizleştim ‘Vera’. Yarınları düşünerek bugünleri dün ettim.” Bu yazıya Neyzen Tevfik’ten Geçer şiirinden mısralar eklemek niyetiyle, daha başka cümleleri kurmak gayretiyle başlamıştım lakin yol beni buraya getirdi.
Son olarak yaşanılanlardan kaçıp hepimiz için ortak olandan bahsetmek isterim ben hep, his. Bu yüzden yazdıklarımda hüzün barındırıyor oluşumun tedirginliğe sebep olduğunu görüyorum zaman zaman. Şöyle ki, keder sizi korkutmasın. Bazen bir “an”dır geçer, bazen bilinmez bir bekleyiştir, yıllar geçse de dinmez. Şiddetli duygular besleriz. Feveranlara gebe bırakır hayatın kasveti bizi. Zorluklarda bocalarken isyan taşlarında ayakları yanmadan ve takılmadan ilerleyebiliyor olmak asıl gayretimiz. Çöl sıcağında seher vakti serinliği gibi gelsin okuduklarınız, yorumlarda rastlaşmak ümidiyle.
