(Bişnev Dergi 2. Sayı Sonbahar 2021)
@mehmettasdemir
Rene Guenon’un modern Dünyanın Bunalımı kitabını okuyor olabilir. Nedeni ise içerisinde bulunmuş olduğumuz çağın hangi doğrultuda ilerlediği ve çağın zihin yapısı olan materyalist düşüncenin aslında insanların elinden neleri alıp götürdüğünü merak ettiği için olabilir. Hayalimde olan cümle ise ”Bir şeyin gelişmesi ileri geldiği ilkeden gittikçe artan bir hızla uzaklaşmasını gerektirir.”
@kitaptakihuzur_
Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda’yı okuyordur. Resimdeki kadının duruşu bende kendini kitaplarla bulmuş, yalnızlığını kitaplarla kalabalıklaştırmış bir kadın duruşunu çağrıştırıyor. Hatta tam da şu anda okuduğu cümle, “Yalnızlığını seviyordu, beni de yalnızlığıma alışmaya, onu sevmeye, kendime ait olmaya teşvik ediyordu.”
@doc.dr.ahmet_turkoglu
Peyami Safa, Bir Akşamdı romanı. Mükemmel şekilde insan ve olayların tasvirini yapıyor yazar. “Bir akşamdı… Oda loş… Kafes delikleri mavi… Gündüzün son ışıklariyle beraber, sanki odadan eşya da çekiliyordu: Levhalar, duvarların kararan zeminine batıyorlar, minderler sönüyor, iskemleler dağılıyor, ve hepsi, buğulanarak şekilsiz bir uçuşla kayboluyorlar.”
@ayseteseyhanaydin
Kpss cep kitabı okuyor sanki. Nişanlı ama atanmadan düğünü olmayacak nişanlılalardan. Güncel bilgiler okuyor ama aklı güncel gelinlik ve düğünlerde.
@cakilkitap
Goethe- Genç Werther’in Acıları Kendim bu kitabı böyle bir ortamda okuduğum için direkt aklıma bu kitap geldi. Görselde kendimi buldum diyebilirim. Görsele baktığımda kitaptan bu alıntı zihnimde yankılanıyor: “Ancak kendi içime dönersem bir dünya buluyorum.”
@birkitapeli
Kafka Milena’ya Mektuplar okuyordur. Aşk kadınıdır ve bu kitabı okumayı çok seviyordur. Ve şu cümleleri okuyordur: “Bak Milena, yüreğimde sen olduktan sonra her şeye göğüs gerebilirim; mektup almadığım günler korkunç diye yazdığıma bakma, doğru değil pek, zor geliyor, güç oluyor öyle günler, ağır geliyor, su alan bir kayık gibi, battı batacak, gene de yüzüyor senin sularında…”
@muzafferbilsin
Bu fotoğraf bana Victoria Dönemi edebiyatını anımsattı. Bu kız da sanki Charlotte Bronte’nin ta kendisi ve galiba yazdığı en iyi kitabı olan: Jane Eyre’yi okuyor. Okuyor, okumak zorunda. Çünkü hayatın çekilmezliğinden kaçabilmek için insanlar kendine ait limanlar veya gezegenler arar. Charlotte Bronte de her zaman kendi limanı olan kitapların arasında gezinmiştir. Galiba büyük ihtimalle o satırlarda şu yazıyor olurdu: Üşüyorsun; çünkü yalnızsın, içinde gömülü duran ateşi hiçbir insanın yakınlığı alevlendirmiyor. Hastasın; çünkü duyguların en güzeli, insanoğluna bağışlanan en tatlı, en yüce duygu senden uzak duruyor. Aptalsın; çünkü onca acı çekerken gene de mutluluğu yanına çağırmaktan kaçınıyorsun; onun seni beklediği yere doğru bir adım atmaya bile yanaşmıyorsun. (CharlotteBronte-JaneEyre, s. 288) cümlesi olurdu.
@ -Kürk Mantolu Madonna
-Hayatın karmaşasından uzaklaşmak bir nebze istemiş kitaplığında eline ilk gelen kitap buymuş -Ömrümün sonuna kadar, diz çökerek, onun hatırasına karşı işlediğim cinayetin kefaretini vermeye çalışsam, bunda gene muvaffak olamayacağımı, insanların en günahsızına kabahatlerin en ağırını; seven bir kalbi yüzüstü bırakmak ihanetini yüklemenin, asla affedilmeyeceğini seziyordum.
@smr_glg
Bence günlüğünü okuyor gibi. Geçmişte yaşadıklarını hatırlayıp, bugüne dair olan gerçekleşmeyen hayallerine dalıyor..
@hayati_okumak
Nazan Bekiroğlu-Mücellâ kitabını okuyor olabilir. Mücellâ’nın annesinin genç kıza hiç hak etmediği halde aşırı baskı yaptığı ve çocuğun aşırı itaatkâr tavrının olduğu bölümlerde Mücellâ’ya çok üzülüyor. “-Bu bahçe kapısından dışarı çıkman yasak tamam mı Mücellâ?” “Tamam annecim!”
@gonuldemirbas58
Ali Bektaş yazarımızın, “Gün Yüzü” kitabını okuyor olabilir. Zira, her sonbahardan sonra tüm güzel şeyler gün yüzüne çıkıverir. O gün yüzüne çıkan güzellikleri görebilmeyi bilmeli insan. Bence okuduğu sayfada yazan cümle: Hayat dolu olanlar gerçek sihirbazlardır. Hayat dolu olmak, onun getirdiği her duyguyu usta bir sihirbazın ölçüleriyle kendi yaşam çizgisine uydurmayı başarmaktır.” Ne yazık ki bunu çok az insan beceriyor.
@akincibircan7
Geçmişi düşünerek geleceği okuyorum.
@aysaozden
Kitabın akıcılığına tutulmuş olsa gerek, aklıma ilk gelen kitap Haruki Murakami’nin İmkansızın Şarkısı oldu. Kitaptan kendini kopardığı ilk anda kağıda şu an okuduğu bölümü not edecektir, ” Çevresindeki tüm elmaları çürütüp mahveden çürük bir elma gibiydi. Ve kimse de onu iyileştiremezdi. Ömür boyu böyle kalacaktı. Bu açıdan, hüzünlü bir yaratıktı. Eğer onun kurbanı olmasaydım, ona acıyabilirdim de. Ben onu kurbanın gözünden gördüm.”
@burhanaliyagmur
Tahmin etmesi zor ama kasvetli zamanlar geçirdiği belli.
@gizemli_sayfalar
Hangi kitabı okuduğunu tahmin edemem ama bu kadar adapte olduğuna göre gerçek yaşanmış bir hikâye olabilir. Başka insanların hayata bakış açılarını görebilmek için okuyordur. Belki de başka dünyalarda kendi yaşadıklarına benzer şeyler arıyordur. Benim çok mantıklı bulduğum bir söz var. Okuduğu cümle ” Çok şeyleri var şimdi insanların. Ama mutluluğu azaldı…” olabilir.
@basakkozturkkkk
Bence Anna Karenina’yı okuyor. Fotoğrafın enerjisi ilk bakışta bunu hissettirdi ortam olsun, kadının kıyafeti görünüşü bana onu hatırlattı. Kadın derin derin bakıyor biraz merakla biraz hüzünle. Anna Karenina’nın sevdiği adamdan ayrılışı kısmında olabilir.
@yasintatar_
Bence Aylak Adam. Ondan hiç kimseye söz etmeyecekti, biliyordu anlamazlardı.
@e.y.l.u.l.o.z.l.e.m
Resimdeki kadın sevdiği bir şairin dizelerini okuyor, onları kendi hayal gücünün süzgecinden geçirip benzer yaşanmışlıkları paydasında toplamak için şiir kitabı okuyordur.
@huriyeulucay
Milena’ya Mektuplar okuyor olabilir. Çünkü hava aydınlanmak üzere, gördüğüm ve anladığım kadarıyla uyku tutmamış. Çaresizlik ve ümitsizlik içinde bu mektuplarla kendi yalnızlığına bir ortak arıyor. Hayat bazen çok anlamsız olabiliyor, hayır bir anlamı var belki ama ben o manayı çözmeye çabalarken kendimi bir boşlukta buluyorum. Biliyorum, sen de zaman zaman bu duyguların esiri oluyorsun, bir çıkış yolu arıyorsun fakat kendini yine aynı yerde buluyorsun. Kendimi umudun kollarına kucak açmış; bir yaprağın, kelebeğin kımıldamasından bile mutluluğun zirvesinde bulduğum günler de oldu lakin zirvede kalmak kolay olmadığı için, mutlak mutluluk olmadığını hissetmemle birlikte, hayal aleminde asılı kalmış gibi şimdi o mutluluk benim için.
