RABİA İLHAN
Bir önceki yazımda özgüvenimizi inşa etmiştik. Şimdi ise oranı ayarlamak için buradayız. O zaman yazımıza girişimizi yapalım.
Günümüz popüler psikolojisi, özgüvenin her kapıyı açan sihirli bir anahtar olduğu fikrini yaymaktadır. Ancak bu anlayış, çoğu zaman bireyleri gerçeklerden uzaklaştırarak hatalarını ve eksikliklerini görmezden gelmelerine yol açar.
Alfred Adler, aşağılık kompleksinin bireyleri güçlenmeye ittiğini öne sürmüştür. Ancak bu duygunun tamamen olumsuz olduğu yanılgısına kapılmamak gerekir. Aslında bireyin eksikliklerini kabul etmesi, onu sahte özgüvenin getirdiği yanılgılardan koruyarak daha bilinçli ve başarılı biri haline getirebilir. Örneğin, Napolyon Bonapart kısa boylu olması nedeniyle aşağılanmış; ancak bu durum onun hırsını körüklemiş ve büyük bir lider olmasına katkı sağlamıştır. Eğer Napolyon kendini mükemmel biri olarak görseydi, belki de Avrupa’yı şekillendiren bir hükümdar olamayacaktı.
Ayrıca Vincent Van Gogh, hayatı boyunca kendine duyduğu güvensizlik nedeniyle sürekli kendini geliştirmeye çalışmış ve sonunda sanat tarihine yön veren bir figür haline gelmiştir.
Peki, aşırı özgüven kişiyi kendi eksikliklerini fark edemeyen, eleştiriye kapalı ve gerçekçi olmayan biri haline getirebilir. Tarihte bunun en çarpıcı örneklerinden biri ise Titanic felaketidir. Gemi mühendisleri ve kaptanlar, Titanic’in “batmaz” olduğuna öylesine inanmışlardı ki güvenlik önlemlerini ihmal ettiler ve sonuç olarak büyük bir felaket yaşandı. Bu, özgüvenin bazen tehlikeli bir yanılgıya dönüşebileceğinin en somut örneklerinden biridir.
Ayrıca modern toplumda özgüvenin gereğinden fazla yüceltilmesi, bireylerin gerçek kapasitelerinin çok üzerinde beklentilere girmelerine neden olmaktadır. Sosyal medyada sürekli kendini en iyi göstermek isteyen bireyler, gerçek yaşamda başarısız olduklarında büyük hayal kırıklıkları yaşayabilmektedir. Bu durum, özgüvenin her zaman olumlu bir şey olmadığını, bazen kişiyi gerçeklerden uzaklaştıran bir illüzyona dönüşebileceğini gösterir.
Oluşturulan illüzyonda beklentiler karşılanmadığı için öz benliğin yok olmasına neden oluyor. Böylece, psikolojik olarak tükenme noktasında hisseden bireyler kendilerini daima yoksun hissediyor ve böylelikle iş ciddi bir hal alıp kendine zarar verme noktasına kadar gelebiliyor.
Yazımızın sonuna doğru gelirken; özgüven, doğru kullanıldığında faydalı olabilir, ancak aşırıya kaçtığında bireyi gerçeklerden uzaklaştırabilir. Aşağılık kompleksi ise her zaman kötü bir şey değildir; aksine, insanın kendini daha iyi tanımasını, eksikliklerini görmesini ve daha bilinçli adımlar atmasını sağlayabilir. Tarihte büyük başarılara imza atan birçok kişi, özgüven yerine titizlik, şüphecilik ve dikkatli bir öz değerlendirme ile ilerlemiştir. Sonuç olarak, bazen güvensizlik hayatta daha sağlam ve mantıklı adımlar atmanın anahtarı da olabilir; bizzat kendinin düşmanı olmanı da sağlayabilir.
Oranımızı kaybetmemek ümidiyle…
özgüven #aşağılıkkompleksi #psikoloji #kişiselgelişim #denge #kendinitanıma #moderntoplum #illüzyon #tarihiörnekler #vincentvangogh #napolyonbonapart #titanic #gerçeklikalgısı #sosyalmedya #eleştireldüşünce
